Sevdiğim Stiller – Aslı Abbasoğlu

aslı abbasoğlu ile ilgili görsel sonucu

“Meğer hakkında ne az şey biliyormuşum!” diye hayıflandığım ilk insan oldu Aslı Abbasoğlu! Robert Kolejinden mezun ve New York Parsons of Desing’ i bitirmiş, hali hazırda da kendisi Beymen çatısı altında Academia markasının baş tasarımcısı.

Ama O mezun olduğu tasarım okulunun, sadece çok başarılı isimlere verdiği üç Golden Thimble (Altın Yüksük) dan birini kazanmış, okul bitirme tezi olarak tasarladığı elbise Donna Karan, Marc Jacobs, Sofia Coppola ve Anna Wintour’un da seçici kurulda olduğu mezuniyet defilesinde Saks 5th Avenue mağazasının temsilcileri tarafından çok beğenilmiş ve beş sınıf arkadaşının elbisesiyle birlikte mağazanın vitrininde sergilenmiş.

Okulu bitirip Paris’ te yaşamayı planlarken Türkiye’ ye dönen Abbasoğlu tabiri caizse nev-i şahsına münhasır bir karakter. Rafine, yalın ve inanılmaz bakımlı! Nasıl imreniyorum o haline anlatamam. Düşünüyorum Onun kadar düzenli bakımlı olabilir miyim diye??? sabahları 05:45′ te uyanıyor olmasam belki 🙂 yada bu durumları alışkanlık haline getirebilmem için kabul ederse bir süre kendisi ile yaşamam gerekiyor sanırım 🙂

Çünkü benim için bakım dediğin yüzünü yıka, göz kremini ve nemlendiricini sür ritüelinden ibaret! Aslı’ nın kullandığı bazı markaları ilk kez duydum desem ayıp olur belki ama… gerçekten çoğunu ilk kez duydum. Fakat çok hassas olduğunu belirttiği o cildi çok güzel görünüyor… Sebebi Onun için bu bakım zamanlarının bir zevk olması… çoğumuz gibi görev niteliğinde bakmıyor yani olaya! Galiba sırrı bu! Ben bu konuda biraz çalışmalıyım 😦

Kısacası kendisini, duruşunu ve stilini gerçekten çok beğeniyorum. O kadar minyon ve naif ki… yani ben kendisini hep öyle gördüm ve öyle göreceğim. Benim bakışıma göre Aslı etrafı melek objeleri ile çevrili zarif bir kadın… Ona bunları söyleyen ilk kişi olduğumu söyledi çünkü genelde snob ve havalı bulurlarmış (!) şaka mı?

Kendisi ile Nişantaşı’nda buluştuk, O bitki çayını bende kahvemi yudumlarken (aramızdaki fark… kahve değil bitki çayı! Kendime bunu not aldım…) bu çok keyifli sohbeti gerçekleştirdik… trendlerden, sektörden, yaşamından konuştuk…

Dilerim sizde okurken benim kadar keyif alırsınız.

O halde keyifli okumalar diliyorum 🙂

Moda Stilde (MS): Biraz kendinden bahseder misin?

Aslı Abbasoğlu  (Aslı A.): Nasıl 🙂

MS: Kaç doğumlusun, nerede doğdun gibi 🙂

Aslı A: Ben 1982 doğumluyum, İstanbul’ da doğdum, yarışmaya katılıyor gibi 🙂 Robert Koleji bitirdim, sonra Parsons School of Desing’ a kabul edildim. Fashion Desing (BFA) eğitimi aldım 4 senelik … 2 senesi Paris ve 2 senesi New York’ ta. Okul bunu tercih eder misin dedi bende kabul ettim. Paris tarafı daha creative ve teknik bir eğitim veriyordu, New York’ ta sunumun, koleksiyon tarafın, kendini anlatımın, editing tarafıydı… o yüzden süper bir eğitim oldu benim için çünk iki tarafıda görmüş oldum ama gerçek dünya daha New York tabi 🙂

Daha sonra Türkiye’ ye geldim. Ümit Ünal’ ın asistanlığını yaptım iki sene kadar, kendisi en çok çalışmak istediğim insandi. O’ da kabul etti. Sonra Beymen’ den iş teklifi gelince Beymen’ e geçtim ve orada kaldım.

MS: Moda okumaya nasıl karar verdin?

Aslı A. : O konuda çok şanslıydım, çünkü Robert ve benzeri o tip okullarda senin seçtiğin alana göre bir sürü seçmeli ders alabiliyordun. Liberal arts gibi… Sanat Tarihi zorunluydu ama heykel, filming, photography gibi ekstra dersleri alma şansı yakaladım. Zaten bu sırada insan kendini biraz daha tanıyabiliyor. O dersleri de buna meraklı olan çocuklar alıyor genelde. Ben de işte onlara merak saldım. 

Geniş bir kütüphanesi vardı Robert’ in ve halen de inanılmaz. Bu gelişim süresince moda okumak istediğime karar verdim.Yani giyinmeyi sevdiğim için moda okumaya karar vermedim 🙂 ama bizde maalesef böyle de bakılıyor ve sonuçlarını görüyoruz.

MS: Aslında içselleşmiyor mu çok?

Aslı A.: İçselleşmiyor tabii ama genelde hiçbir şey içselleşmiyor zaten 🙂

MS: Ben Stil Danışmanlığı ve Styling eğitimleri aldım… bu eğitimlerin mulakat yada tanışma aşamaları esnasında “Neden bu eğitimi seçtin, ne yapmak istiyorsun” gibi sorular soruluyor. Cevaplarda genelde “Ben iyi giyiniyorum, arkadaşlarım alışverişe giderken hep beni çağırıyorlar o nedenle bunu belgelemek için geldim.” şeklinde olabiliyor 🙂

Aslı A.: Ama o zaten default olması gereken birşey! İyi giyinmek yada giyinmeyi bilmek. Herkes zaten bunu yapıyor dünyada 🙂 ama çok maalesef altıda dolu olmayınca olmuyor! 

MS: Ama bizde ki algı bu… iyi giyiniyorum, arkadaşlarım bana danışıyor ben bir stil danışmanıyım olabiliyor durum bazen.

Aslı A.: Donanımlı olmak çok önemli, kültürünün yüksek olması çok önemli çünkü insanın genelde söylediği şeyler, yaptığı yorumlar elinde var olan referanslara göre analiz edilerek ortaya çıkıyor, en azından bizim mesleğimizde bu çok önemli. Ne kadar genişse o hazinen sen de oradan bir şeyler çıkartarak bunu yorumlayabilirsin.

Ben sana bu ne olabilir başka (elindeki fincanı gösteriyor) dersem sen bildiğin şeyleri yorumlayarak buna yeni bir fikir verebilirsin yaratıcılığınla birleştirerek. Ama yoksa ancak dersin ki siyah olabilir, altın olabilir gibi…

MS: New York’ ta okuduktan sonra Paris’ e yerleşmeyi düşünmüşsün aslında..

Aslı A.: Düşündüm… ama yapmadım 🙂

MS: Pişman oldun  mu? Onu merak ediyorum 🙂

Aslı A.: Hayır… Ben New York’ ta kalmak hiç istemedim. Orada çalışmak istemedim… Döndükten sonra da hiç pişman olmadım. Hani düşündüm arada New York’ ta kalsam ne olurdum… ama pişmanlığım yok! Çünkü buradaki halimden memnundum, memnunum 🙂 belki de inanılmaz birşey olurdu ama hiçbir zaman bilemeyeceğiz 🙂

MS: Ben Academia’ nın tasarımlarına bakıyorum; hepsi senin gibi… zarif, yalın, zamansız parçalar var.

Aslı A.: Academia markasını artistik direktörümüz Murat Türkili, ben ve tasarım ekibi olarak yapıyoruz. Kişisel zevklerimiz bazen çok yakın, bazen çok uzak olabiliyor ama markanın ne olduğuna çok başında karar verdik ve onun dışına çıkmıyoruz. Yani ben bir gün gelip de deliler gibi fırfırlı modeller çizmek istesem öyle birşey olamaz. Çünkü markanın dışına çıkmıyoruz. O bizi çok iyi koruyor. Zaten zamanında öyle oturttuk.

Bizim görevimiz daha kaliteli ve insanın aldığında kandırılmamış hissedeceği ürünler yaratmak. Çünkü o fiyatı ödediğin zaman sende üründen birkaç sene dayanmasını bekliyorsun hem tarz olarak hem de kalite olarak.

MS: Bir koleksiyonu ya da sezonu tasarlamadan önce neye bakıyorsunuz? Dünyadaki sezon trendlerine mi yoksa bir kadın düşünerek mi?

Aslı A.: Şöyle yapıyoruz; Academia’nın bir bazı var ve o baz her sezon kendini yenilemeli.

O yüzden biraz daha yumuşak bir geçiş yapıyoruz sezonlar arasında. Yani Academia kadını oradan oraya geçmiyor ama çok kuralcı bir kadında değil. Kendini geliştirmeye adamış bir kadın.

MS: Sen kendi stilini nasıl tanımlıyorsun? Ben seni hep böyle çok rafine, çok naif görüyorum. Ama mesela bazen böyle çok ışıltılı, parıltılı parçalarla da görüyorum!

Aslı A.: Şimdi bir instagram’dan görünen ve bilinen var, bir de her güne ait günlük giyim var. Günün sonunda evet elim daha sade şeylere gidiyor ama bu sade demek illâ yakası kapalı beyaz gömlek sadeliği değil. Yalın ve sade severim ama mimimalist tasarımları pek tercih etmem.

MS: Zaten benim söylemek istediğim aslında; çok tarzsın ama abartın yok.. o yüzden çok yalın geliyorsun bana…

Aslı A.: Teşekkür ederim. Görünümüm sezon trendlerine göre değişmediği için öyle geliyor sana muhtemelen. Yani mesela bir anda omuzu açık fırfırlıları, öbür yaz İskandinav görüntüsünü… onu yapmıyorum çünkü.

MS: Evet aynen! Hep bir Aslı’sın benim gözümde… böyle düz siyah elbisesini giyinen, işte Celine bluzunu giyinip, pantolonunu giyinen altına topuklu ayakkabılarını alan öyle zarif bir Aslı…

Aslı A.: Evet ama senin o söylediğin daha bir 5 sene öncesi gibi… daha rafine ama hep kendini anlatan biri olmak. Ama yıllar geçtikçe sende rahatlıyorsun. Ben şimdi aynı kılıkları giyiniyorum ama farklı biraraya getiriyorum.

Mesela topuklu ayakkabı daha az giyiyorum çünkü galiba yoruldum! Kaldırımlarla savaşamayacağım daha fazla J o savaştan vazgeçtim. Bir de bunun dışında daha rahatım. Yani öylesine gardroptan alıp giyiniyorum ama en asıl en başında alışveriş ederken ne aldığıma dikkat ediyorum tabi 🙂 (bayanlar;bunu kendimize not almalıyız kesinlikle! çünkü bu cümle bir sır barındırıyor)

MS: Tam da onu söyleyecektim. Senin gardrop müthiştir zaten!

        Ben senin bakım ritüelini okudum ve nasıl yani diye kaldım!!

Aslı A.: 🙂 bir arkadaşım dedi ki kullandığın çoğu ürünün adını bile okuyamıyorum!

MS: Aynen ben de öyle…

Aslı A.:  Ama çok hassas cildim. Kullanmak zorundayım bir sürü şey… Ayrıca doğru ürünleri bulmak da oldukça zordu. Bazı insanlar dener ya hani herşey olur, ben hiç öyle değilim.

MS: Ama bunlara zaman ayırıyor olman gerçekten harika.

Aslı A.: Çok hızlı oluyor, beş dakika.

MS: Ama ben okuyorum göz kremi sürüyorsun sonra başka kremler, serumlar falan… nasıl ya diyorum! Ders almam gerek galiba J

Aslı A.: Ama o önemli birşey. Bir de seviyorum… çok eğlenceli geliyor bana. O kadar sürmüyor zaten bakma. Yani bütün herşey bir anda olmuyor. Yani toplam akşam 10, sabah 5 dakikadır. Bir de eğlenceli 🙂

Eğlenceli olmayan benim için zorunluluk bakımı. Mesela saçımı böyle bir anda esti platin sarısı  yaptım ve bunun bakımı zorunlu, o nedenle bu kadar eğlenceli değil. Sıkıcı oluyor…

MS: Hiç makyaj yapmıyor olsan bile küçük bir dokunuş yapıyor musun?

Aslı A.: Her zaman makyaj yapıyorum.

MS: Yani seni hiç makyajsız göremeyiz… seviyor musun?

Aslı A.: Çok seviyorum. Ama makyaj dediğin yani bir renkli nemlendirici, bir maskara mutlaka sürerim. Yani onsuz çıkmam gibi bir durumda yok ama el alışkanlığı. Bir yürüyüşe yada spora gidiyorsam yapmam ama onun dışında yaparım. Yani o temiz cilt görüntüsünü seviyorum.

MS: İşte benim sende de sevdiğim şey bu… önce kendine, sonra da etrafına değer veriyor olmak.

Aslı A.: Zorunluluk bu diyeceğim ama galiba artık değil.

MS: Evet artık kimse böyle düşünmüyor ne yazık ki… artık saçlar dağınık, duruşlar özensiz ve hatta konuşurken ağızlarda sakız falan var 😦 işte ben sende de olan bu görgüyü seviyorum… Mesela benim hep annemden gördüğüm ve yetiştiğim tarz bakkala bile gitsen iyi görünmelisin…

Aslı A.: Çünkü kime rastlayacağın belli olmaz. Bir de yeni nesil Instagram’ da deli gibi makyaj yapıyor.

MS: Evet ama galiba gerçekte böyle birşey yok. O Instagram hayatı…

Aslı A.: Kişisel, yani insanın kendine saygısı ve disiplini ile alakalı olan bir olay bu.

MS: Saçların için nasıl böyle radikal bir karar verdin? Sana çok yakıştı ve çok beğendim. Bence sana çok yakıştı.

Aslı A.: Teşekkür ederim. O kadar radikal gelmedi bana 🙂 yani hep istiyordum bir kere denemek. Dedim ki kendi kendime hazır saçım kısa, aradan çıksın dedim. Öyle bir denedim. Bazıları çok şaşırdı, bazıları şok oldu.

Bazıları da; sanki hep böyleydin diyor mesela. Çok yakın arkadaşlarım ve kocam (ünlü fotoğrafçı Koray Birand ile evli Aslı) bana çok farklı gelmedi dediler. Öyle bir denedim. Sonra böyle pembe bir renk deneyip ufaktan böyle takılırım herhalde 🙂

MS: Bende hiç yadırgamadım, çok iyi görünüyor! İlk gördüğümde şaşırdım ama sana yakıştı.        Pekii… dolabını açarsam en çok hangi parçaları görürüm diye soracağım.

Aslı A.: Benim dolabımda çok ceket var. Bir ara çok almışım. Hani baksan böyle zannedersin iş kadını… ama seviyorum ceket giymeyi. Bunun dışında da dolapta en çok t-shirt ve bluz var galiba herkeste olduğu gibi. Bin tane basic t-shirt ve renklerine göre dizilmiş bluzler var.

MS: Bende de durum aynı… bir sürü basic t-shirt var ama istediğim gibi bir t-shirt bulamadım 😦 yani en iyisini hiç bulamadım. Yıkanınca bütün basicler sanki bir şaşırıyor 🙂

Aslı A.: Evet ama öyle… yani hangi markadan alırsan al mutlaka şaşırmaya başlıyor, özelliği o. Bir tek klasik erkek t-shirtlerini tercih ediyorum. Dökümlü t-shirtlerden daha iyi duruyorlar.

MS: Formunu nasıl koruyorsun?

Aslı A.: Çok fazla spor yapıyorum. Bir kere minyonum, bir de midem çok hassas. O yüzden akşam yemeklerini geç saatte yemiyorum. O çok önemli. Çünkü akşam geç yemek yediğinde vücudun çok ciddi anlamda kendini yenilediği bir saatte sen o enerjiyi hazma harcatıyorsun. Bir de boks yapıyorum üç senedir.

MS: Şu an şok oldum bunu hiç beklemiyordum!

Aslı A.: Profesyonel olarak değil tabi ki, boksör hocamla klasik cardioyla karıştırarak çalışıyorum.

MS: Beslenmende nelere dikkat ediyorsun?

Aslı A.: Genelde sebze, protein ve tahıl ağırlıklı şeyler seviyorum. Paketli yiyecekleri de tüketmemeye çalışıyorum. Zaten ofiste olunca mutlaka bir şeyler yeniyor! Ama kesersen aramıyorsun.

MS: Rutin bir günün nasıl geçiyor?

Aslı A.: Rutin bir günüm… rutin geçiyor. 07:00’ de bazen spora gidiyorum, bazen iş çıkışı gidiyorum. Ama sabah gitmek çok eğlenceli… sonra duş alıp ofise gidiyorum. Ofiste genelde saat 10:00’ a kadar daha teferruat işlerle uğraşıyoruz..

Sonra herkesin işleri bitince oturup üzerinden geçmemiz gerekenlere bakıyoruz ve genelde günümüzün çoğunluğu kendi aramızda küçük toplantılarla geçiyor. Koleksiyon aşaması organik bir şey olduğu için sürekli arada kontol etmen gerekiyor. Koleksiyonun dışında yan projelerimiz oluyor, onların üzerinden geçiyoruz ve bir bakıyorsun akşam olmuş.

İş çıkışı ya spora gidiyorum, ya arkadaşlarımla bir buluşuyorum ya da bazen hiçbir şey yapmak istemiyorum  ve yayılıp 3-4 bölüm dizi izliyorum 🙂

MS: Şimdi tüm markalar artık Cruise koleksiyonları çıkarıyorlar. Academia’ nın böyle bir fikri var mı?

Aslı A.: Biz bunu koleksiyon içinde yapıyoruz. Örneğin kış koleksiyonunu Temmuz’ da mağazaya sokuyoruz ve o bizim pre-collection’ımız, yani erken açılışımız oluyor.

MS: Türkiye ve Dünya da sevdiğin stiller kimler? Tasarımcılar, markalar… Céline’ i seviyorsun biliyorum .

Aslı A.: Céline’ i seviyorum evet çünkü koleksiyonlarında her zaman daha sanatsal bir yaklaşım var. Vetements ve Balenciaga’ da olanlar gerçekten heyecan verici çünkü geleneksel anlayışın dışına çıktılar. İzlemesi de ürünü taşıması da bana keyif veriyor. İnsanlar şimdi Vetements’tan ne kadar sıkıldıklarını konuşuyor ama bu akımın çıkış noktası olarak haklarını vermek gerek.

Tarz olarak; bir sürü beğendiğim insan var aslında. 2-3 Danimarka’ lı editör var takip ettiğim. Bir de yaşı küçük ama son derece ilham verici bulduğum az ünlü sanatçılar veya sadece tarzlarını sevdiğim için takip edip ne iş yaptıklarını bile bilmediğimin insanlar var. Onları çok inspirational (ilham verici) buluyorum.

IG ve influencer konusu çok enteresan. Takip ettiklerimden biri “Bugüne kadar IG’da bin tane takım elbise giydim ama hiç bir takıma kendim para verecek kadar inanmadım, sonunda birine inandım o da bu” gibi birşey yazmıştı, hoşuma gitmişti.

MS: Ama ne yazık ki bizim insanımızda buna değer veriyor  😦 benim çok instagram takipçim yok! Bini daha yeni geçtim sayılır. Ama ben orada gerçekten moda hebarleri paylaşıyorum, kendi yaptığım fashionset leri paylaşıyorum fakat bunlar umursanmıyor… giyindiğini çeken ve etiketleyen insanları da deli gibi takip ediyoruz ve seviyoruz bu bana çok enteresan geliyor!

Aslı A.: Ben kendimde de bunu görüyorum. Kıyafetli postla kıyafetsizler arasında uçurum var. Kıyafetleri kimin üzerinde gördüğün çok önemli, modanın en güçlü marketing aracı bu.

MS: Asla giyinmem dediğin bir parça var mı?

Aslı A.: Hiç öyle bir parça yok! Şimdi bir an aklıma böyle mini straplez bir elbise geldi ama… sonra düşündüm ki mesela vintage bir Yves Saint Laurent (YSL) gelse neden hayır diyeyim.

 

 

 

Reklamlar

Sevdiğim Stiller – Aslı Abbasoğlu” üzerine 3 yorum

  1. isil dedi ki:

    nacizane bir onerim olacak; roportajın amacı karsı tarafı konusturmak olmalı… aslı abbasoglu icin tıkladıgım linkte daha cok sizinle yapılmıs bir roportajı okumus gibi oldum (heyecanınızı anlıyorum fakat) her cevabın ardından uzunca kendinizden bahsetmeniz odagı karsıdaki kisiden uzaklastırdıgı icin okumak yorucu bir hal aldı acıkcası… “sen”li hitabın da buna bir etken oldugunu belirtmeliyim… karsınızdaki en yakın arkadasınız bile olsa roportaj esnasında “siz”li hitap, profesyonelligin geregidir… kendinizden daha az bahsedip, karsı tarafı daha cok dinlerseniz ileride okuması keyifli roportajlar yapacagınıza eminim… sevgiler…

    Beğen

    • modastilde dedi ki:

      Merhaba sevgili Işıl Hanım, öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. Ancak sevgili Aslı’nın isteği üzerine sohbetimiz “sen” li oldu 🙂 benim yaptıklarım daha ziyade sohbet gibi olduğu için karşılıklı olarak kişiler kendinden bahsediyor. Yani bu söyleşiler hem benim hem de görüştüğüm kişinin kendisini anlatması yönünde oluyor. Tüm söyleşilerimde bunu görebilirsiniz. Farkı bu “Sevdiğim Stiller” köşesinin. Ama tabii ki önemli olan siz sevgili okuyucularım ve hissettikleriniz. Tekrar çok teşekkür ederim samimi yorumunuz için. Dikkate alacağıma emin olabilirsiniz. Çok sevgiler, mutlu günler dilerim, Aslı.

      Beğen

Fikirlerinizi Paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s