Sevdiğim Stiller – John Demsey

Merhaba hepinize, umuyorum ki her şey hepiniz için yolundadır. Yine çok güzel bir sohbetle geldim. Keyifli dakikalar diliyorum size.

Dünyanın en büyük ve hızlı büyüyen kozmetik markalarının başarısından tek başına sorumlu olmak, kontrol etmek, o yoğunluğa ayak uydurmak… bu kişi siz olsanız ne yapardınız? Muhtemelen arada biraz mola vermek isterdiniz değil mi? Ama O işine tutkuyla bağlı ve hiç durmadan yeni markalar yaratmak için çalışıyor.

O kim mi? Estee Lauder Şirketleri Yönetici Grup Başkanı John Demsey. Estee Lauder, M.A.C, Bobbi Brown, La Mer, Jo Malone, Tom Ford Beauty, Smashbox, By Kilian, Glam Glow ve daha fazlası! Bunca markayı duyunca aklımdan ilk geçen şey tıpkı sizin aklınızdan da geçtiği gibi “Eşi kesinlikle çok şanslı!” oldu 🙂

Demsey; Ohio’da doğum büyümüş. Genç yaştan itibaren ünlü olmanın gücüne inanmış ve hayaller kurmuş. Bir film yapımcısı olarak Hollywood’da yer almayı ve Ali MacGraw ile evlenmeyi hayal etmiş 🙂 evet belki bir film yapımcısı olamamış ama yaptığı işle hem Hollywood ‘a hem de moda dünyasına giriş yapmış.

Estee Lauder şirketinde işe başlayıp 90’lı yıllarda M.A.C markasını satın aldığında marka yalnızca makyaj artistleri tarafından biliniyordu. Ama Demsey onu hepimiz için bir tutku haline getirmeyi başardı. M.A.C AIDS fonunu yarattı ve Viva Glam kampanyasında ünlü isimlerle çalıştı.

Tom Ford’u Lauder bünyesine kattı ve Tom Ford Beauty’yi yarattı. Bu süreçte Tom Ford ile çok yakından çalışan Demsey; bir tasarımcı kozmetik markası olarak çok iyi bir satış performansına sahip olduğunu söylüyor.

Demsey keskin stili ve şık ev dekorasyonuyla tanınıyor. Ayrıca sektörde kendisine “Her Konunun Kralı” diyorlar. Demsey sosyal medyaya sosyal yaşamdan daha bağlı olduğunu da itiraf ediyor 🙂

Hadi gelin bu keyifli sohbetin soru-cevap kısmına geçelim. Renkli, canlı, eğlenceli ve samimi John Demsey’i daha yakından tanıyın ve son soruma vermiş olduğu yanıtı kesinlikle hayatınıza rehber bir cümle olarak ekleyin!

Beğenirseniz yıldızımı tıklamayı ve destek olmak isterseniz de paylaşmayı unutmayın olur mu 🙂

Sevgilerimle,

Aslı

ModaStilde (MS): Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

John Demsey (JD): İcra grubu başkanı olarak; M · A · C, Clinique, BECCA, Too Faced, Smashbox, GLAMGLOW ve TOM FORD BEAUTY gibi geniş bir marka portföyünü yönetmekteyim.

Marka portföyüne ek olarak, şirketin kurumsal çapındaki Yaratıcı Organizasyonuna liderlik etmekte ve şirket genelinde yaratıcı yetenekler ve yeteneklerin sürekli olarak ilerlemesine odaklanan Yaratıcı Mükemmeliyet Merkezini yönetmekteyim. Şu anki görevimden önce 10 yıl boyunca Grup Başkanı olarak görev yaptım ve birçok markanın büyümesine öncülük ettim. Marka otoritesini iletmek ve büyümeyi geliştirirken marka mirasına saygı duymak için benzersiz bir yeteneğe sahip, yaratıcı bir vizyoner, stratejik düşünür ve marka oluşturucu olarak kabul edilmekteyim. Prestijli güzellik ve lüks perakende sektörlerinde zengin bir deneyime sahibim ve çeşitli AIDS ve sağlıkla ilgili kuruluşlarda aktifim. Özellikle, HIV / AIDS ile mücadelede bugüne kadar 500 milyon dolardan fazla para toplayan M · A · C AIDS Fonu’nun Başkanı olarak görev yapıyorum.

MS: Güzellik, bakım ve makyaj sizin için ne ifade ediyor.

JD: Güzellik, kişinin yaratıcı veya dönüştürücü bakış açısının görsel bir ifadesidir. Kendimize bakma şeklimiz, güzellik seçimlerimiz ve kendimiz için yarattığımız ortam ruhumuzun ifadesidir. Makyaj, kişisel dönüşümden, olmak istediğiniz her şeye giden yol – doğal, güzel, özel, gotik, çirkin …

MS: Size “her şeyin kralı” diyorlar. Sanırım bu sadece bir şirketin başında olduğunuz için olamaz. Sizce sebebi nedir?

JD: Trendlerin bir adım önünde olmanın bir yolu olarak her gün çok fazla medya takip ediyorum. Ben daha çok mashupların kralıyım; Çok hi-lo estetiğim var. Geçmişte seyahat ettiğimde, odamda her zaman iki yığın dergi olurdu – bir yığın üst düzey moda dergisi ve ardından bir yığın ünlü / dedikodu dergisi. Taksime veya şoförüme beni zenginlerin yaşadığı ve kulüp çocuklarının gittiği yere, o şehirde karşı kültürün geliştiği yere götürmesini söylerdim. Sosyal medyada hayatın her alanını takip ediyorum ve ortaya çıkardığım çeşitli ilhamlar hem kişisel hem de profesyonel olarak hayat buluyor.

MS: Sizin için en önemli güzellik platformu nedir? Online satış mı yoksa mağaza mı?

JD: Online satış dünya çapında hızlanıyor – bence bu devam edecek çünkü artık çevrimiçi yolunu bulan yeni tüketiciler var. İşler normalleşse bile eski alışkanlıklarına geri dönmeyecekler. Yeni bir dengeye geri döneceğiz. Ve bu dengede omnichannel hayati önem taşıyacak. Online satış ve çok kanallı çabalar gelecekte hayati önem taşıyacak. Ancak tuğla ve harç er ya da geç geri gelecek. Hepimiz fiziksel deneyimler istiyoruz.

MS: Hayran olduğum birçok güzellik ve bakım markasını yönetiyorsunuz ve her markanın farklı bir kimliği var. Bu farklılıkları nasıl yönetebiliyorsunuz?

JD: Sahip olduğumuz her markanın kendine özgü bir oyun kitabı vardır. Bu şirketin gücü, dünyadaki en iyi güzellik markaları portföyüne sahip olmamızdır. Dünyadaki herkesin gıpta ettiği 25’in üzerinde markamız var. Yaptığımız iş onların farklı ve benzersiz oldukları anlamına geliyor. Başarılı olanların hepsinin bir asansör konuşması var. Sana bu yükseltici konuşmasını veremezsem, seni kaybettim demektir.

MS: Yönettiğiniz markalar arasında favoriniz hangisi?

JD: 1998’de M.A.C.’i yönetmeye atandığımda hayatım değişti. Makyaj malzemeleri… muhtemelen, bu hareketin tüm kariyerimin seyrini değiştirdiğini, bir kişi olarak yönümü ve şirketteki rolümü değiştirdiğini söyleyebilirim. Güçlü bir M.A.C yakınlığım var ve değerleri bir şeyi temsil ediyor, güçlü bir bakış açısına sahip, yargıda bulunmuyor ve pişmanlık duymuyor.

Bir diğer önemli kariyer ölçütü ve tutku, TOM FORD BEAUTY’nin başarılı özel karışım ve İmza kokuları ile Tom Ford Kozmetik Koleksiyonunu yaratmak için moda tasarımcısı Tom Ford ile yakından çalışmaktı.

MS: Tüm yaratıcı ekiplerle bire bir mi çalışıyorsunuz?

JD: Evet, görevimde şirketin kurumsal çapındaki Yaratıcı Organizasyonunu ve bana şirket genelinde inanılmaz kişilik gücü sergileyen yaratıcı yeteneklerimizle inanılmaz işbirliği yapma fırsatı veren Yaratıcı Mükemmeliyet Merkezini denetliyorum.

MS: En sevdiğiniz parfümler neler?

JD: Tom Ford Fucking Fabulous ve Rose Prick

By Kilian Black Phantom

Frederic Malle French Lover

Frederic Malle Vetiver Extaordinaire

Jo Malone London Basil & Neroli

MS: Cilt bakımı yapıyor musunuz?

JD: Elbette…

LeLabo Tıraş Kremi, LeLabo Traş Sonrası Losyonu,

GlamGlow Gravitymud Maske, Crème de la Mer ve M·A·C Fix + kullandığım ürünler.

MS: En sevdiğiniz Jo Malone kokunuz nedir?

JD: Jo Malone Basil ve Neroli

MS: Gardırobunuzu açarsam en çok ne görürüm?

JD: Anderson ve Sheppard, Gaziano & Girling’den adaş ayakkabılarım

Tom Ford, Thom Browne, Ermenegildo Zegna, Bottega Veneta ve Berluti.

MS: Size göre güzellik sektörünün ikonu kimdir?

JD: Grace Jones

MS: Instagram’daki favori hesabınız?

JD: @chloeiscrazy

MS: En sevdiğiniz yemek?

JD: Tavuk güveç.

MS: Tüm marka yönetimi ve yoğun çalışma temposundan sonra karantinada olmak nasıldı?

JD: Yılın 365 günü dışarı çıkmama gerek olmadığını fark ettim. Yüz yüze olamayacağımız için, kişisel ve profesyonel çevrelerimle bağlantı kurmanın başka yollarını bulmada yaratıcı olmak için bu süreçten ilham alıyorum. Bağlı kalmak bize bu belirsiz zamanlarda normallik hissi verir.

MS: Sizden gençlere çalışma hayatı ve başarı hakkında bir mesaj vermenizi istersem bu ne olur?

JD: Herkes benzersizdir ve herkesin kendi hikayesi ve kendi koşulları vardır. Ama kendini bilmelisin. Sevdiğin bir şeyi yapmazsan, başarısız olursun.

Risk almak kariyer intiharı değildir. Bazen bu bir kariyer hızlandırıcıdır. Risk almıyorsanız, asla başarılı olamazsınız.

Lübnan’ın Moda Endüstrisi Bir Darbe Daha Aldı

Herkese merhaba, ne yazık ki bugün tatsız bir olayın izlerini ve detaylarını paylaşacağım sizlerle. Beyrut’ta yaşanan patlama ve moda dünyasına etkilerini okuyacaksınız…

Lübnan 4 Ağustos günü büyük bir patlamayla sarsıldı. Ülkenin yerel saatine göre 18.00’i kısa bir süre geçmişti! Tam altı yıl boyunca Beyrut kentinin rıhtımında depolanan 2,750 ton amonyum nitrattan kaynaklandığına inanılan patlamalar; tabiri yerindeyse şehri salladı 😦 137 kişi öldü ve binlerce kişi de yaralandı. Patlamanın etkisi o kadar güçlüydü ki; şehrin moda bölgesinin büyük bir kısmı da dahil olmak üzere liman bölgesi neredeyse tamamen mahvoldu.

Lübnan’lı moda tasarımcısı Amine Jreissati zemin katta bulunan mağazasını kapatıp, üst kattaki evine çıkmış ve haberleri izlemek için televizyonunu açmış. Yalnızca 3 dakika sonra bu müthiş patlama gerçekleşmiş. Camlar, kapılar patlamış. Jreissati evine sokaktan baktığını hatırlıyor ve “Artık mağaza yoktu. Showroomun tamamı yok olmuştu. O anda orada olsaydım ölürdüm.” diyor. Tasarımcı bölgede bulunan 16 kişiyle birlikte bir ambulansa alınıyor ve ancak gittiği ikinci hastahaneye kabul edilebiliyor. Burada başına ve ellerine dikişler atılan Amine Jreissati; markası “Boyfirend” in mağazalarının dörtte üçünün harap olduğunu söylemiş 😦

Aynı bölgede bulunan tasarım stüdyosu David/Nicolas, ayakkabı tasarımcısı Andrea Wazen’in amiral mağazası, bölgenin kült kitapçısı Paper Cup ve restoranlar Baron ile Mahya’da ciddi hasar alan yerlerden.

Patlama Öncesi Paper Cup (Patlamadan Sonra Yerle Bir Olmuş)

Gemmayzeh semtinin yakınlarında Zuhair Murad’a ait 11 katlı bir merkez bulunuyordu. Burada çalışan 200 kişilik personel patlamadan sadece 10 dakika önce binadan ayrılmışlar. “Her şeyi kaybettik!” diyor Murad 😦 “Tüm hatıralarım… bu binayı gece gündüz çalışarak inşa etmek benim hayalimdi ama bir saniye içinde her şey gitti, her şeyi kaybettim.” diyor.

Müşterilerinin couture parçaları ve gelinlikleriyle birlikte şirketin 20 yıllık arşivi ve Murad’ın sanat koleksiyonu da yok olmuş. Murad yıkımı görünce “Çocuk gibi ağladım.” diyor ve ekliyor; “Hiç bir kelime üzüntümü ifade etmeye yetmez!”

Belki de Lübnan’ın Dünya çapında tanınan tek moda evi Elie Saab… O’da bu felaketten etkilendi tabii. Personeli hafif yaralı kurtulmuş ancak marka tadilat için 17 Ağustos’ a kadar kapalı olacağını duyurdu. Firmanın Global Marka Direktörü Elie Saab Junior; “Kendimizi yeniden organize edip, binaya verilen zararı giderip devam edeceğiz. Etrafımızda yaşananları hazmetmek zor ama DNA’ mızda ne olursa olsun devam etmek, ülkemize ve halkımıza yakın kalmak var.” diyor.

Felaket; Lübnan’ın moda endüstrisinin hali hazırda mücadele ettiği bu dönemde, Lübnan poundunun geçtiğimiz Ekim ayından bu yana %80 değer kaybettiği bir enflasyonda ve koronavirüs pandemisi etkileri devam ederken yaşandı. Patlamadan önce zaten durgun olan sektör; ne yazk ki bu süreçte daha çok kan kaybedecek… çok zor! hem çalışnalar hem de işvereler için.

Yani gerçek şu ki; bu üçlü krizin (ekonomik, insani ve sağlıksal açıdan) üstesinden gelinmesi biraz zor olacak. Tüm Dünya’ya sesleniyor Lübnan halkı ve yardım bekliyor. Bölgeyi ilk ziyaret eden isim Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron oldu. Dilerim bir an önce toparlanır ve yitirdikleri umutlarını yeniden yeşertebilirler.

Hayat öyle tuhaf ki… bazen yepyeni bir yaşama yada yola adım atmanız için yalnızca bir kaç saniye yetiyor. Kader her şeyin önünde, üstünde! Hep söylerim; biz planlar yapıyoruz ama ilahi olarak yazılmış olanı yaşayacağımız mutlak! Hepimizin hakkında her şeyin en hayırlısı olsun dilerim. Beyrut için, tüm yaralılar, sevdiklerini kaybedenler için dua ediyorum 😦 keşke elimden daha fazlası gelebiliyor olsa…

Yaşadığımız süreçte duyacağımız son felaket haberi bu olmayacak elbette ama bundan sonra gelecek tüm felaketlerin insanlardan ve yaşamlardan uzak olmasını diliyorum.

Sevgilerimle,

Aslı

PS: Bu yazı tarafımdan uyarlanmıştır. Orijinal ve daha detaylı içerik için https://www.businessoffashion.com/ u ziyaret edebilirsiniz.