Gerçek Geri Dönüşüm; VIVAIA SHOES

Yepyeni bir yıla sayılı günler kaldı. İçimde nedensiz bir çırpınış var. Bir heyecan… kötü bir şekilde değil ama eskisi kadar coşkulu da değil! Ama beni son zamanlarda heyecanlandırıp mutlu eden bir konu var ki; oda günümüzde içi boşaltılmış bir terim olarak oldukça yer alan geri dönüşümü markasının tam da odağına koymuş olan Vivaia Shoes ile yapmış olduğum iş birliği 🙂

Üretmiş olduğu her bir çift ürün 6 pet şişenin geri dönüşümünden elde ediliyor. İşbirliği maillerini aldığımda inanılmaz heyecanlandım. Çünkü takip ediyor ve deneyimlemeyi çok istiyordum bu güzel ürünleri. Renkleri, dokuları, konfor duygusu dahil hepsini çok merak ediyordum.

Pandemi koşulları sebebiyle bir kaç gün geç kavuşmuş olsam da kendilerine; o paketi açtığım an ayakkabılarıma ba-yıl-dımm 🙂 Sadece ürün değil; ambalaj da benim için her zaman çok önemli olmuştur. İşin görselliğin ön planda olmasını gerektirdiği için diyorsunuzdur ama değil! Görsellik hep önemli benim için. Yanlış anlaşılmasın, şekilcilikten bahsetmiyorum…. sunum, paketleme, ambalaj, kullanılan aksesuarlar v.s. gibi görsellik benim bahsettiğim 🙂

Konuyu dağıtıyor olmayayım; dediğim gibi paketlemeye bayıldım. Burada ki tek olumsuz yorumum paketi ilk açtığım an duyduğum koku hakkında olabilir. Onun dışında ürünün tekstil dokusu muhteşem. Yıkanabiliyor olması, esnekliği ve konforunu size ne kadar anlatsam az gelir. Bunu ancak deneyimleyerek anlayabilirsiniz ve bu işbirliğinin güzel yanı alışverişlerinizde “ASLI” koduyla yararlanabileceğiniz indirim 🙂

Markanın vizyonu inanılmaz! Modern teknolojiyi sürdürülebilir uygulamalarla birleştirerek son derece rahat ve şık ayakkabılar üretmek. Müşteri ilişkileri ekibi çok nazik ve titiz. İletişim konusunda ne kadar dikkatli olduklarını anlatamam size. Hedefleri markalarını dünya çapında kadınların kullanması. Ama konforla… bunun için bile yazdılar bana! Konfor konusunda fikrimi sordular, ancak ben tüm gün kullanmadan bunun için yorum yapamayacağımı belirttim.

Ertesi hafta başında tüm gün ofiste kullandım (instagram hesabımı takip edenler görmüştür). Ve benim ofis günlerim sizin düşündüğünüz gibi olmuyor 🙂 3. kat (benim ofisim ile), 4. kat (tasarım ofisi) arasında koşarak geçiyor zamanım. İnanın tüm o saatler boyunca o ayakkabılar bana hem konfor, hem şıklık, hem de tarz kattılar.

Ayakkabıları gören herkes sordu. Çünkü gerçekten farklı ve stil sahibi ayakkabılar. Marka sadece bu küçük topuklu güzellikleri üretmiyor. Öyle geniş bir ürün gamı var ki görünce şaşıracağınıza eminim. Ürünleri arasında farklı tasarımlarda babetler, oxfordlar, botlar hatta çizmeler bile var. Mutlaka göz atmanızı tavsiye ederim.

Sadeleştirdiğim bir yaşam tarzım var. Pandemi beni bu yönde terbiye etti diyebilirim. O nedenle artık çevre dostu, geri dönüşüme değer veren ürün ve markaları daha da çok destekliyor olacağım. Moda ne yazık ki dünyanın kaynaklarını hızla tüketen ve kirlenmeye neden olan ikinci sıradaki sektör. İlk sırada ise petrol şirketleri var.

Duyarlı olmak zorundayız! İyi olmak zorundayız! Kendimiz değil; bizden sonraki nesiller için. Çocuklarımız, torunlarımız için bunları yapmak zorundayız. Çünkü inanın bana doğayı, geri dönüşümü ve sürdürülebilirliği desteklemezseniz gelecek kuşaklar yakamıza yapışıp bize hesap soruyor olacaklar. Bu tarz markaları takip edin, destekleyin. İhtiyacınız olandan fazlasını almayın. Zamansız parçalar satın alın. Yatırım gardırobunuzu oluşturun ve bunu yaparken de Vivaia Shoes‘u da mutlaka yakın markaja alın 🙂

Yapacağınız alışverişte ASLI kodunuzu kullanmayı unutmayın. Alır, kullanırsanız bana mutlaka instagram hesabım @asliduydu_ dan yorum ve deneyimlerinizi yazın.

Şimdiden hepinize harika bir yeni yıl diliyorum. Tüm yıl beni yalnız bırakmadığınız ve desteklediğiniz için çook çok teşekkür ederim 🙂

Sevgilerimle,

Aslı

Sessiz Sedasız Bir Efsane; Martın Margıela

Aslında bir eğitim sonu karar verdim bu yazıyı hazırlamaya. Ve fark ettim ki bana hep çok ilginç gelmesine rağmen hakkında hiç yazmamışım. Kimden bahsediyorum biliyor musunuz? Moda dünyasının parlak ışıklarını değil de hep gerisini tercih eden Martin Margiela’dan.

Maison Margiela | Sephora

Margila 9 Nisan 1957’de Belçika’da doğmuş ve 1979’da Royal Academy of Fine Arts (Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi)’dan mezun olmuş. Bu mezuniyet sonrası tasarımcı Paris’e yerleşmiş ve 5 yıl kadar freelance çalıştıktan sonra 1985/1987 yılları arası Jean Paul Gaultier için çalışmış. 1989 yılında bir iş ortağı olmuş ve kendi markası olan “Maison Margiela” yı kurmuş. Aynı yıl ilk koleksiyonunu tanıtan Margiela 1997/2003 yılları arasında Hermés Kadın koleksiyonları için kreatif direktörlük yapmış.

Aslında Onu özel kılan sadece bunlar değil… Onu özel kılan görünmez bir kahraman olması. Margiela moda dünyasının ve belki de son 50 yılın en farklı ve etkili moda tasarımcılarından biri.

Bence O büyük bir tarihe ve mirasa sahip gizli bir süper star. Çünkü hem yüzünü hem de kimliğini gizlemiş ama markası ve yarattığı koleksiyonlarıyla var olmuş. O kariyeri boyunca hiç röportaj vermemiş, defilelerinin bitiminde hep sahne arkasında kalmış. Yüzü neredeyse kimse tarafından bilinmiyor. Yanında çalıştığı Jean Paul Gaultier, Onun için sadece “iri, uzun bir adamdı” demiş. 1997 yılında Marcio Madeira tarafından çekilmiş olan bir fotoğraf olduğu söyleniyor ancak kariyeri boyunca çekilmiş tek fotoğraf olduğu için resmi olarak da doğrulanmamış.

Aralık 2009’da moda evinden tamamen ayrıldığı duyurulmuştu. Ancak bunun nedenini hiç bir zaman kimse bilemedi. Bana göre Margiela’nın kendisini saklamasının sebebi; üretmeyi ve yaratmayı ne kadar çok seviyor olsa da; moda dünyasının ışıltısının dışında kalıp kendi hayatının tadını çıkartmak istemesi.

Ama sanırım hayatının geri kalanında tasarımları dışında bir iz bırakmak istemiş olacak ki; kendisini anlatmak için çekilmek istenen belgesel teklifini kabul etmiş ve kalabalıklara karışmış. Uzunca bi zaman merakla beklenen “Martin Margiela: In His Own WordsAğustos 2020’de yayınlandı. Ben Amazon Prime Video’dan eriştim. Kiralayarak izleyebilirsiniz ancak Türkçe dublaj yada alt yazı seçeneğinin olmadığını belirtmek isterim.

martin margiela: in his own words belgeselinden yeni fragman – playtuşu

Margiela; avantgart, abartılı siluetler, optik ilüzyonlar deneyerek aslında geleneksel giysiler fikrine meydan okumuş bir tasarımcı. Ben kendisine Christobal Balenciaga’yı rol model almış olduğunu hissediyorum.

Markanın imzası etiketi. Üzerinde 0’dan 23’e rakamların yer aldığı bir kumaş. Bu etiket tüm rozetsiz, astarsız giysilerin üzerine dışarıdan görünen dört küçük dikişle dikiliyor.

Belçika Anvers doğumlu. Şöhret umurunda değil! O süper modellerle çalışmayı reddediyor. Royal Academy of Fine Arts’ün Dahi Çocuklar kadrosundan (Dries Van Noten’da aynı kadrodan geliyor).

Yarattığı Japon tarzından esinlenmiş “Tabi” modeli ayakkabı avantgart bir ikon olarak moda dünyasında ki yerini aldı ve uzun yıllar da bu yeri koruyacak gibi. O bir moda filozofu… tek odak noktası giysileri. Bunu defilelerinde kullandığı modellerin yüzlerini kapatarak yada tanınmaz hale getirerek de hepimize gösterdi.

Maison Margiela Tabi Boots in Black | LN-CC

Moda dünyasında bir çok dahi çocuk olabilir. Ama bu dünyanın getirdiklerini, popülerliği ve göz önünde olmayı elinin tersiyle geri itecek güçte çok az kişi vardır! Bazı değerlerin kıymeti bilinmeli ve unutulmamalı. İşte Martin Margiela’da onlardan biri.

Dilerim keyifle okumuşsunuzdur 🙂 beğendiyseniz yıldızımı tıklamayı ve destek olmak için de paylaşmayı unutmayın 🙂

Sevgilerimle,

Aslı