Moda Haftaları Yaşatılmalı Mı?

Merhaba; umuyorum görüşmeyeli hepiniz olabileceğiniz en iyi şekilde iyisinizdir. Günler oldukça zor ve keyifsiz haberlerle geçiyor değil mi? Dünyada, şu yüzyılda savaş görüyor olduğumuza bile hâlâ inanamıyorum! İnsan yediğinden, içtiğinden hatta gülümsemekten utanıyor. Her sabah uyandığımda biz uyurken kaç insan bomba sesleri ile acı çekti ve korktu, belki de canından oldu diye düşünmeden duramıyorum.

Bir yandan savaş varken, tabii ki hayat devam ediyor. O devam eden kısımda da artık eski ihtişamlarına sahip olmasalar da; moda haftaları devam ediyor. Bir kaç gündür acaba bu moda haftaları yaşatılmalı mı? Bu takvimler nereden çıkmış diye merak edip duruyordum. Hazır hafta sonu ve danışanlara ait stil dosyaları bitmişken hadi yine sizi biraz tarihte yolculuğu çıkarıp günümüze getireyim 🙂

Ben her işin çıkış noktasını merak ederim. Çünkü; bir gelenek, bir marka, bir ürün günümze kadar gelebiliyorsa mutlak sağlam bir geçmişi olduğuna inanır ve hikayesini araştırma dürtüsü ile dokümanları dolaşırken bulurum kendimi. Bu defa merak konum moda haftaları oldu. Her ne kadar pandemiden etkilenmiş olasalar da; yeniden toparlanmaya çalışıyorlar. Her yıl Şubat ayında “Fall/Winter” ve Eylül ayındaysa “Spring/Summer” koleksiyonlarına ait moda şovlarını, arada “Couture” koleksiyonlarını (hatta bir dönem Cruise koleksiyonları için yapılanları) gözümüzü kırpmadan izliyoruz.

Peki hiç merak ettiniz mi? Yıllardır gelenekselleşmiş olan bu moda takviminin çıkış noktası aslında neresi diye? Ben çok merak ettim ve tabii ki detayları sizlerle paylaşacağım. Bu gelenekselleşmiş moda takvimi ilk defa 17. yüzyılda Kral 14. Louis tarafından tanıtılmış.

Bu sayede Fransa, lüks tekstil endüstrisinin merkezi haline gelmiş. insanları daha fazlasını satın almaya teşvik etmek amacıyla yılda iki kez yeni tekstil ürünlerinin piyasaya sunulacağı mevsimsel bir program uygulanmış. Bu tabii ki sadece iyi bir pazarlama stratejisi imiş… insanlar en yeni, son çıkan tekstil ürünlerini onlara gerçekten ihtiyaçları olduğu için değil; sadece yeni oldukları için almışlar (tanıdık geldi mi 🙂 )

Bu pazarlama taktiği gerçekten gelenekselleşerek dünyanın dört moda moda başkentini kapsayan yorucu bir takvimle doruğa ulaştı! Peki mevsimlik moda şovlarının bu yorucu, göz kamaştıran ve peşinden koşulan kuşatması günümüzün küreselleşmiş, dijital ve sanala çok yakın dünyasında hâlâ baş tacı mı?

Geleneksel moda şovları yalnızca sunulan parçaları arzu nesnelerine dönüştüren o algıyı yaratmak ve yaymak için olması gereken “doğru” kişilerin canlı olarak bir araya getirildikleri organizasyonlardır. Sözünü ettiğim doğru kişiler; moda editörlerini, markaların VIP kategorisindeki özel müşterilerini, ünlüler ve dilimizdeki tabirinin -etkileyiciler- olması gereken influencerları kapsamaktadır.

Moda şovlarını bir kaç yerde sıkı bir takvimde birleştirebiliyor olmak doğru insanları, doğru yerde, doğru zamanda tutabilmenin ve markaları bir araya getirerek etkileşimi en üst düzeye çıkarmanın pratik bir yolu aslında. Bir de daha ziyade küçük ve bağımsız markaların görünür olmasına da yardımcı oluyor moda şovları.

2018 yılında Launchmetrics, CFDA (Council of Fashion Designers of America) ile birlikte Paris, Milano, Londra ve New York’ta yapılan 400’den fazla defilenin medyaya yansıyan etkilerini analiz etmiş ve podyuma çıkan markaların Fashion Week zamanlarında yılın diğer zamanlarına göre yüzde 800 daha fazla sosyal medya ilgisi görüğünü, gazeteciler ve alıcılardan oluşan hedef kitlenin influencerların da etkisiyle dijital görüntüleme etkinliğine dönüştüğünü kaydetti.

Sonuç olarak pandemi bir çok markayı, koleksiyonlarını sunacak yeni yollar bulmaya ve denemeye itti ve hayatımıza dijitalle birleşmiş “Fijital Moda Haftaları” girdi. Meselâ Gucci, 2020’nin ortalarında kısa dijital filmler yayımlayarak podyumlardan vazgeçti. Sunduğu koleksiyonların sayısını azalttı ve işbirlikleri yapmaya başladı (geçtiğimiz günlerde son iş birliğini Adidas ile yaptığını gördük). Şimdi podyuma dönmüş olsa da; dijital olarak sunduğu ilk koleksiyonunda markanın tasarım ekibine yer verdi ve “Epilogue” olarak adlandırdı. 12 saatlik bu dijital şovu 85 milyondan fazla kişi izledi.

Gucci x Adidas

Prada ve Celine 2020 yılınınEylül ayında Tik Tok platformunda başlayan “Moda Ayı” trendine katkıda bulunan markalar oldular.

Görünen o ki; moda takvimi yerinde kalmaya devam edecek ancak ileride markalar dijitallik faktörlerini artırarak ve muhtemelen beklenen Metaverse dünaysı gereği NFT’ler şeklinde yeni dijital gelirler elde edebilirler. Şu da bir gerçek ki; pandemi moda dünyasında oldukça radikal bir düşünme sistemini tetikledi.

Dilerim keyifle okumuş ve içerdiği bilgileri faydalı bulmuşsunuzdur.

Beğendiyseniz lütfen yazının en alt kısmında yer alan yıldızımı tıklayın ve paylaşarak beni destekleyin olur mu 🙂

Çoook güzel bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.

Sevgiler,

Aslı

Fikirlerinizi Paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s