Lübnan’ın Moda Endüstrisi Bir Darbe Daha Aldı

Herkese merhaba, ne yazık ki bugün tatsız bir olayın izlerini ve detaylarını paylaşacağım sizlerle. Beyrut’ta yaşanan patlama ve moda dünyasına etkilerini okuyacaksınız…

Lübnan 4 Ağustos günü büyük bir patlamayla sarsıldı. Ülkenin yerel saatine göre 18.00’i kısa bir süre geçmişti! Tam altı yıl boyunca Beyrut kentinin rıhtımında depolanan 2,750 ton amonyum nitrattan kaynaklandığına inanılan patlamalar; tabiri yerindeyse şehri salladı 😦 137 kişi öldü ve binlerce kişi de yaralandı. Patlamanın etkisi o kadar güçlüydü ki; şehrin moda bölgesinin büyük bir kısmı da dahil olmak üzere liman bölgesi neredeyse tamamen mahvoldu.

Lübnan’lı moda tasarımcısı Amine Jreissati zemin katta bulunan mağazasını kapatıp, üst kattaki evine çıkmış ve haberleri izlemek için televizyonunu açmış. Yalnızca 3 dakika sonra bu müthiş patlama gerçekleşmiş. Camlar, kapılar patlamış. Jreissati evine sokaktan baktığını hatırlıyor ve “Artık mağaza yoktu. Showroomun tamamı yok olmuştu. O anda orada olsaydım ölürdüm.” diyor. Tasarımcı bölgede bulunan 16 kişiyle birlikte bir ambulansa alınıyor ve ancak gittiği ikinci hastahaneye kabul edilebiliyor. Burada başına ve ellerine dikişler atılan Amine Jreissati; markası “Boyfirend” in mağazalarının dörtte üçünün harap olduğunu söylemiş 😦

Aynı bölgede bulunan tasarım stüdyosu David/Nicolas, ayakkabı tasarımcısı Andrea Wazen’in amiral mağazası, bölgenin kült kitapçısı Paper Cup ve restoranlar Baron ile Mahya’da ciddi hasar alan yerlerden.

Patlama Öncesi Paper Cup (Patlamadan Sonra Yerle Bir Olmuş)

Gemmayzeh semtinin yakınlarında Zuhair Murad’a ait 11 katlı bir merkez bulunuyordu. Burada çalışan 200 kişilik personel patlamadan sadece 10 dakika önce binadan ayrılmışlar. “Her şeyi kaybettik!” diyor Murad 😦 “Tüm hatıralarım… bu binayı gece gündüz çalışarak inşa etmek benim hayalimdi ama bir saniye içinde her şey gitti, her şeyi kaybettim.” diyor.

Müşterilerinin couture parçaları ve gelinlikleriyle birlikte şirketin 20 yıllık arşivi ve Murad’ın sanat koleksiyonu da yok olmuş. Murad yıkımı görünce “Çocuk gibi ağladım.” diyor ve ekliyor; “Hiç bir kelime üzüntümü ifade etmeye yetmez!”

Belki de Lübnan’ın Dünya çapında tanınan tek moda evi Elie Saab… O’da bu felaketten etkilendi tabii. Personeli hafif yaralı kurtulmuş ancak marka tadilat için 17 Ağustos’ a kadar kapalı olacağını duyurdu. Firmanın Global Marka Direktörü Elie Saab Junior; “Kendimizi yeniden organize edip, binaya verilen zararı giderip devam edeceğiz. Etrafımızda yaşananları hazmetmek zor ama DNA’ mızda ne olursa olsun devam etmek, ülkemize ve halkımıza yakın kalmak var.” diyor.

Felaket; Lübnan’ın moda endüstrisinin hali hazırda mücadele ettiği bu dönemde, Lübnan poundunun geçtiğimiz Ekim ayından bu yana %80 değer kaybettiği bir enflasyonda ve koronavirüs pandemisi etkileri devam ederken yaşandı. Patlamadan önce zaten durgun olan sektör; ne yazk ki bu süreçte daha çok kan kaybedecek… çok zor! hem çalışnalar hem de işvereler için.

Yani gerçek şu ki; bu üçlü krizin (ekonomik, insani ve sağlıksal açıdan) üstesinden gelinmesi biraz zor olacak. Tüm Dünya’ya sesleniyor Lübnan halkı ve yardım bekliyor. Bölgeyi ilk ziyaret eden isim Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron oldu. Dilerim bir an önce toparlanır ve yitirdikleri umutlarını yeniden yeşertebilirler.

Hayat öyle tuhaf ki… bazen yepyeni bir yaşama yada yola adım atmanız için yalnızca bir kaç saniye yetiyor. Kader her şeyin önünde, üstünde! Hep söylerim; biz planlar yapıyoruz ama ilahi olarak yazılmış olanı yaşayacağımız mutlak! Hepimizin hakkında her şeyin en hayırlısı olsun dilerim. Beyrut için, tüm yaralılar, sevdiklerini kaybedenler için dua ediyorum 😦 keşke elimden daha fazlası gelebiliyor olsa…

Yaşadığımız süreçte duyacağımız son felaket haberi bu olmayacak elbette ama bundan sonra gelecek tüm felaketlerin insanlardan ve yaşamlardan uzak olmasını diliyorum.

Sevgilerimle,

Aslı

PS: Bu yazı tarafımdan uyarlanmıştır. Orijinal ve daha detaylı içerik için https://www.businessoffashion.com/ u ziyaret edebilirsiniz.

Sevdiğim Stiller – Erika Boldrin

Herkese merhaba; bugün sizleri yine harika bir isimle yakından tanıştıracağım.

Erika Boldrin; İtalyan bir influencer. Güçlü, kararlı ve minimalist bir tavrı var. Ben kendisini çok beğeniyor ve severek takip ediyorum. O her zaman modaya aşık olmuş. Daha 5 yaşındayken giyim konusunda detaylı seçimler yapacak kadar seviyormuş bu işi.

Modaya olan tutkusu Onu “My Free Choice” isimli bloğunu açmaya yönlendirmiş. Burada yaşamını, düşüncelerini ve anılarını paylaşmış.

Erika kaotik, romantik bir hayalperest. Ve tıpkı benim gibi Ona da ayakkabıları asla yeterli gelmiyor 🙂

Ve Erika tıpkı kendisi gibi duyarlı ve vegan olan bakım ve güzellik markası “Honieh” in sahibi.

Uzun zaman Onunla röportaj yapacağımız günü bekledim aslında! O gün geldiğinde de çok mutlu oldum.

Çünkü keyifle okuyacağınıza inandığım samimi bir sohbet oldu. Beğenirseniz yıldızmı tıklayıp beğenerek ve paylaşarak bana destek olabilirsiniz.

Segilerimle,

Aslı

ModaStilde (MS): Sevgili Erika, bize kısaca kendinden bahseder misin?

Erika Boldrin (EB): İtalyan moda influencerım, veganım ve Honieh Beauty’nin kurucusuyum.

MS: Bir moda bloggerı olmaya nasıl karar verdin?

EB: Şans eseri. Görünüşlerimi şu an aktif olamyan bir blogda yayınlamaya başladım. Her şey orada gelişti. Sonra kendi bloğumu kurdum ve sonra da sosyal medya geldi.

MS: Modaya olan bağımlılığını seni takp eden, tanıyan herkes biliyor. Senin için stil nedir?

EB: Benim için stil; sevdiğin şeyleri giymek ve kendini iyi hissetmek. Tarzım çok minimal ve genellikle gerekli kıyafetleri kullanıyorum ama bazen biraz farklı şeylerle oynamayı ve karıştırmayı seviyorum.

MS: Senin için stil ikonu kimdir?

EB: Stilistlerden influencerlara kadar bir çok ismi seviyorum. Belirli bir ikon modelim yok.

MS: Stilini nasıl tanımlarsın?

EB: Minimal bir tarzım var ama bazen sportif veya gerçekten moda olan parçalarla karıştırıyorum.

MS: Güncel moda trendlerini kendin için uygun buluyor musun?

EB: Evet ama her zaman değil. Örneğin parlak renkleri giymeyi sevmiyorum.

MS: Sıradan bir günün nasıl geçiyor?

EB: Sabah kalkıyorum, kahvaltımı yapıyorum, e-postalarımı okuyor ve Honieh (markası) ile ilgileniyorum, sonra köpeğimi yürüyüşe çıkarıyorum.

Öğle yemeğimden sonra bilgisayarımın başına, çalışmaya geri dönüyorum ve araştırmalar yapıyorum. E-postalarıma cevap vermeye ve toplantılarımı organize etmeye devam ediyorum (şu an Covid yüzünden pek bir şey yapamadığını da belirtiyor) ve sonra da yoga yapıyorum.

Akşam; evde akşam yemeği yiyor ve iyi bir film açarak kanepede rahatlıyorum.

MS: Çekim yaparken nasıl planlama yapar ve hazırlanırsın?

EB: Genelde çekecek fotoğrafım varsa onları nerede ve nasıl çekeceğimi sabah düşünüyorum. Asla zamanından önce planlamam çünkü her şey o gün yağmura yada güneşin parlamasına bağlı. Her zaman aynı gün karar veririm.

MS: Günlük bakım ve beslenme rutinlerini bizimle paylaşır mısın?

EB: Benim için cilt bakımı rutini önemlidir. Bunu sabah/akşam yaparım. Ayrıca haftada iki kez maskeler ve peelingler yapıyorum.

Beslenmeye gelince; veganım ve bu yüzden de sağlıklı bir diyetim var.

MS: Dolabını açsam en çok ne görürüm?

EB: Honieh ürünleri 🙂 Jada rollerlar ve saç için her şey.

MS: Makyaj çantanın vazgeçilmezi nedir?

EB: Mascara.

MS: Günlük olarak senin için en rahat görünüm nedir?

EB: Beyaz t-shirt ve yoga pantolonu (siyah ve şık olmayı pek sportif bulmuyorum).

MS: Bir çok markayla iş birliği yaptın. Senin için en unutulmaz olanı hangisiydi?

EB: Cartier, çünkü inanılmazlar. Benim gibi influencerlara çok şaşırtıcı davranıyorlar.

Erika ve Cartier çantalarla işbirliğinden bir kare.

MS: Sektörde takip ettiğin ve desteklediğin bloggerlar var mı?

EB: Tüm influencer arkadaşlarımı seviyorum ama şimdi sadece moda dünyasından değil güzellik dünyasından da insanları takip ediyorum.

MS: Asla giymem dediğin bir parça var mı?

EB: Parlak renkler. Onlar asla benim paletim değil.

MS: Bu sezon kesinlikle benim olmalı dediğin bir parça var mı?

EB: Covid’den sonra ev eşyaları için odaklıyım 🙂 Yaz için Chanel ayakkabıları istiyorum ama her yerde hemen tükeniyorlar.

MS: Takıntılı olduğun bir marka yada tasarımcı var mı?

EB: Bottega Veneta, Khaite ve Prada.

MS: Dünyadaki bu pandemi süreci senin için ne ifade ediyor?

EB: Bu üzücü bir şey çünkü birçok insan ölüyor ama öte yandan küçük şeyleri yaşama ve takdir etme duygusu da doğuruyor.

Moda dünyasında daha az koleksiyon yapılacağı için nihayetinde daha az atık olacaktır.

MS: Karantina günleri nasıl geçti? Bu süreçte nelerin değerini anladın?

EB: Günler sakindi ama çok eğlendim ve markam için çok çalıştım. Hiç bir şeyin sonsuz olmadığını ve küçük şeylerin tadını çıkarmamız gerektiğini anladım.

MS: Hiç Türkiye’ye geldin mi? Gelmeyi düşünüyor musun?

EB: Evet, yıllar önce Pamukkale, Bodrum, İstanbul ve Kapadokya gibi bir çok yeri keşfettim.

MS: Son olarak Türk takipçilerine bir mesajın var mı?

EB: Ülkenizi seviyorum ve yakında Türkiye’yi yeniden ziyaret etmeyi umuyorum 🙂

Dünden Bugüne Victoria Beckham…

Herkese merhaba; zamanda biraz gezinti yapmak geldi içimden. Günümüz ikonları geçmişten bugüne nasıl geldi diye düşünürken farkettim ki aklıma ilk gelen isim Victoria Beckham oluyor. Ben de Onu yazdım… hadi biraz yakın markaja alaım kendisini 🙂

O aslında Spice Girls ile yaptığı çalışmalar ve futbol yıldızı David Beckham’ ın eşi olarak bilinen bir şarkıcıydı… şimdi ise bir moda tasarımcısı ve stil ikonu!

Victoria Adams Hertfordshire, İngiltere’ de 17 Nisan 1974 (46) tarihinde doğdu. Victoria varlıklı bir ailede büyümüş ve genç yaşta bale eğitimine başlamış. Üç yıl Surrey Laine Arts Theatre Collage’ da dansa olan ilgisinin peşinden gitmiş. Dansçı olabilmek için Londra’ ya taşınmış. Bir reklam filmi için gittiği seçmeler Onun şansı olmuş ve 400 kadın arasından seçilip, bir kadın pop müzik grubunun parçası olabilmiş.

1990′ larda bir pop şarkıcısı olarak başladığı ve başarı elde ettiği kariyerinden; Dünya’ nın en çok fotoğraflanan kadınlarından biri haline gelebilmek… tüm magazin basını O ve eşinin (David Beckham) neredeyse tüm hareketlerini takip ediyor 🙂

Müzik grupları menajerleri Chris Herbert önderliğinde 1993′ te bir araya geldi. Grup  Melanie Brown, Melanie Chisholm, Geri Halliwell, Emma Bunton ve Victoria Beckham’ dan oluşan Spice Girls…

6.jpg
Spice Girls

Grup daha yaratıcı çalışmalar yapmak istediği için menajerleri Herbert’ tan ayrılıp Brian Fuller ile anlaşarak Virgin Record ile anlaşma imzalıyor. Bu arada üyelerin her biri kendi kişiliğini geliştirerek birer isim aldı. Hatırlamayanlarınız için ben hatırlatayım 🙂 Melanie B. “Scary Spice / Korkunç Baharat”  Melanie C. “Sporty Spice / Sportif Baharat” Geri Halliwell “Gincer Spice / Zencefil Baharat” Emma Bunton “Baby Spice / Bebek Baharat” ve Victoria ise “Posh Spice / Lüks Baharat” oldu. 1996 yılında çıkarttıkları albüm Amerika listelerinde üst sıralara ulaştı ve 20 milyondan fazla kopya sattı. Grubun yansıttığı “girl power” mesajı önemli bir kitleyi özellikle (ben dahil) genç kızları kendine çekmişti 😉 1997 yılında ikinci albümlerini yayınladılar ve ertesi yıl da hatırlayan var mı bilmiyorum ama bir Spice Girls filmi beyaz perde de yerini aldı.

Grup daha sonra dağıldı fakat 2007 – 2008 yılalrında bir dizi konser için ve 2012 yılında Londra’ da düzenlenen Olimpiyat Oyunları kapanış töreni için bir araya geldiler.

Biraz da özel hayat….

Victoria 1997 yılında futbolcu David Beckham ile birlikte olmaya başladı ve çift İngiltere’ nin en popüler çiftlerinden biri oldu. 1999 yılında İrlanda’ da lüks bir şatoda gerçekleşen törenle evlendiler. Bu törende ilk çocukları Brooklyn’ de onlara eşlik ediyordu. Victoria 2001 yılında ikinci çocuğu Romeo’ yu dünyaya getirdi.

Yıllar içinde bir çok sansasyonel olay yaşadılar. Hep göz önünde olmayı başardılar. David’in Victoria’ya ihanetleri, neredeyse her aldatılma sonrası Victoria’nın hamilelikleri, bir birlerinin saçlarından kestikleri tutamları saçlarına ekletmeleri v.s. / v.s…

David Beckham’ ın başarısı fazlasıyla dikkat çekmeye başlamış ve 2002 yılında fidye için kaçırılmak istendiğine dair bir komplo hazırlığı haberi O ve ailesini manşetlere taşımış. Ertesi yıl Beckham’ lar Madrid-İspanya’ ya taşınmış ve David Manchester United takımında oynamaya başlamış. Uzun süre sonra da futbolcu Real Madrid ile oldukça kazançlı bir anlaşma imzalamış. 

Victoria ise; 2004 ve 2006 yıllarında içinde keşfettiği moda aşkı ile Rock&Republic markası için “VB Rock” adında bir jean koleksiyonu çıkarttı ve bir yıl sonra da kendi markası DVB ile güneş gözlüğü ve jean tasarladı. Bu arada da 2005 yılında 3. çocuğu Cruz dünyaya geldi. Yine aynı yıl Beckham ailesi Los Angeles – Kalifornia’ ya taşındı. 2007 yılında David Beckham Los Angeles Galaxy takımı ile yıllığı 50 milyon $ olmak üzere 5 yıllık anlaşma imzalamış ve böylece de Dünya’ nın en çok kazanan futbolcusu olmuştu. Çift taşındıkları bu yeni semtte o zamanlar evli olan Tom Cruize – Katie Holmes çifti ve süper model Heidi Klum ile yakın arkadaş oldular.

Victoria 2008 yılında marka koleksiyonunu genişletmeye başladı ve “Kendi giyeceği herşeyi tasarlamaya başladı” O yıl tasarladığı parfümü piyasaya sürdü. 2009 yılında çok ses getiren Armani’ nin iç giyim koleksiyonu için modellik yaptı. Bu işi kabul etmesinin sebebini “50 yaşıma geldiğimde ve dönüp baktığımda ‘Hey 3 çocuk annesi olarak iyi görünüyormuşum’ demek istedim” şeklinde açıklamıştı. Ama Victoria 2011 yılında kızları Harper Seven’ i dünyaya getirdi. Yani O artık 4 çocuk annesi bir kadın!

Victoria şu anda tasarımcı olarak yaptığı işlere odaklanmış durumda ve “Beni kabul edip, bana bir şans verdiği için moda dünyasına minnetarım” diyebilecek kadar alçakgönüllü ve ultra fit bir anne 🙂

Sanırım oldukça uzattım! Gelelim esas sevdiğim yere… Victoria’ nın muhteşem değişimi için bu galeriyi hazırlarken çok şaşkınlık yaşadım. Ama gerçekten en sevdiğim hali şuan gördüğümüz hali… bence esas şimdi tam bir “Posh” kendisi…

Umuyorum keyifle okumuşsunuzdur.

Yorumlarınızı paylaşmayı ve beğendiyseniz yıldızımı tıklamayı unutmayın😉

Sevgilerimle,

Aslı

Sevdiğim Stiller – Sara Battaglia

Hepinize merhaba; bu güzel ve güneşli günde sizlerle çok keyifli ve benim için yine çok heyecan verici bir röportaj paylaşıyorum. Bugün “Sevdiğim Stiller” de konuğum ünlü İtalyan tasarımcı Sara Battaglia 🙂

Sara Battaglia son yıllarda Milano’dan doğan oldukça başarılı bir tasarımcı. Yaratıcılığı genç yaşlarda ortaya çıkmış. Çoğu yaşıtı çöp adamlar, kuşlar çizerken O, aksesuarlar ve kıyafetler çizermiş. Sahte moda şovları yapar ve Barbie bebekleri için kıyafetler dikermiş.

Daha küçücük bir çocukken babasına: “Baba, büyüdüğümde ne yapmak istediğimi biliyorum. Salvador Dali olmak istiyorum.” demiş.

O her zaman çantalara tutkun olmuş. Çünkü Sara için çantalar kadınların en önemli aksesuarları. Kırmızı rujundan asla vazgeçmeyen, tasarımları modern kadına hitap eden Sara konuğum olmayı kabul ettiği için kendisine bir kez daha çook teşekkür ediyorum.

Şimdi sizleri kısa ama güzel sohbetimizle baş başa bırakıyorum. Dilerim keyifle okursunuz.

Beğenmek için yıldızımı tıklamayı ve paylaşmayı unutmayın olur mu?

Sevgiler,

Aslı

ModaStilde (MS): Sevgili Sara, biraz kendinden bahseder misin?

Sara Battaglia (SB): Kendimi bildim bileli moda tasarımcısıyım ve etrafımızdaki güzelliklerden sürekli etkileniyorum.

MS: Modayı ne zaman bir kariyere dönüştürmeye karar verdin?

SB: İlk çantamı 6 yaşımda diktim. Yıllar sonra insanlara stilimi sunma güveni kazandım.

MS: Öncelikle çantalarınız hayatımıza girdi. Neden önce çanta?

SB: Bu çok doğaldı. Onlar hep bizimle. Ayakkabılar gibi çantalar da bize kim olduğumuzu söylüyorlar.

MS: Tasarım yaparken nelerden ilham alıyorsunuz?

SB: Çevremizdeki her şeyden, her an, herhangi bir deneyim bir ilham kaynağı olabilir. Gözlerinize bir lens koyarsınız ve “gökkuşağı” dünyasını görürsünüz.

MS: Bu sezon hazırladığın koleksiyondan biraz bahseder misin?

SB: S/S’20 koleksiyonum güzelliğe takıntılı olmaktan bahsediyor. Yani bugünün temellerine geri dönmeyi, temelde bir kadının iyi hissetmesini, iyi görünmesini, doğru fiyat ve doğru konfor seviyesinde olmasını anlatıyor. F/W’20 koleksiyonum içinde Sara Battaglia kadınını yaratmakta kendi şehrimden, Milano’dan esinlendim.

MS: Günlük rutinini anlatabilir misin?

SB: Uzun bir kahvaltı, biraz araştırma, eskiz çizimleri, mailler, spor salonu ve güzel bir yemek.

MS: Şimdiye kadar yaptığın tasarımlardan en sevdiğin ürün hangisi?

SB: Sevdiğim bir çok parçadan sadece bir kaçının adını söyleyecek olursam, RTW grubundan Cape Caket ve son zamanlarda (şimdi de) bir ikona dönüşen Toujours modeli plise gökkuşağı çanta diyebilirim.

MS: Sana göre moda ikonu kim?

SB: Bugün bir isim söylemek zor. Dünya kirlenmiş ve gizem yok. Audrey Hepburn’u düşün, bugün ona yakın birini görüyor musun?

MS: Bizimle paylaşabileceğiniz güzellik ve bakım rutinleriniz nelerdir?

SB: Sadece sağlıklı besleniyorum, biraz spor yapıyorum ve karşıma çıkan her şeye pozitif bakmaya çalışıyorum. Ayrıca sanat da benim için büyük bir güzellik rutini sayılır.

MS: Favori bakım markan nedir?

SB: Bir favorim yok.

MS: Gardırobunu açarsam en çok ne görürüm?

SB: Takım elbise.

MS: Moda dünyasının sevdiğin ve sevmediğin yönleri nedir?

SB: Büyük soru. Sadece olumlu yanlarını ele alalım. Moda sizin her gün iyi hissetmenize ve kim olduğunuzu ifade etmenize yardımcı olmak için büyük bir fırsat veriyor.

MS: Beslenmende nelere dikkat ediyorsun?

SB: İyi İtalyan yemeklere aşığımdır. Ve sadece yapmam gereken kadar sporu yapıyorum. Maalesef çok meşgulüm, işim çok fazla vakit alıyor.

MS: Asla giymem dediğin bir şey var mı?

SB: Asla asla deme 🙂 çünkü her şeyde ruh hali önemlidir.

MS: Her kadının dolabında olması gerekli dediğin Sara Battaglia tasarımı nedir?

SB: Eminim ki her kadın kendisi için doğru parçaları bulabilir çünkü her kadın farklıdır.

MS: Seni hep kırmızı rujunla görüyoruz. Onu bu kadar çok sevmenin sebebi ne?

SB: Kırmızı ruj kadınlıkla ilgilidir. Kadınlık, moda ve güzellik vizyonumda anahtar, bu yüzden kırmızı rujum benimle.

MS: Karantina günleri senin için ne ifade ediyor? Neler artık senin için daha değerli?

SB: Aramızdaki sessizliği gerçekten takdir ediyorum. Değerlerimizi yansıtmak ve yeniden keşfetmek için biraz zaman. Ayrıca, çevre ve insanlığa geçici olarak faaliyetlerinden vazgeçtiği için teşekkür ediyor, dünya tekrar nefes alıyor.

MS: Daha önce hiç Türkiye’ye geldin mi? Gelmeyi düşünür müsün?

SB: İstanbul’daydım. Kültürleri bir arada bulunduran çok güzel bir şehir. Umarım çok yakında geri dönebilirim, belki de Vakko veya Beymen gibi en iyi perakendecilerimizden biriyle bir şeyler yapıyor olabilirim.

MS: Son olarak; Türk takipçilerine mesajınız var mı?

SB: Yakında tekrar güzel ülkenizde buluşmak için sabırsızlanıyorum.

Sevdiğim Stiller – Renk ve Yaratıcılıkta Bir Uzman Nıcolas Degennes

Merhaba herkese; yine harika bir röportajla karşınızdayım ve yine çok mutluyum 😊

20 yıldır Givenchy Beauty’nin başında. “Givenchy Le” makyaj koleksiyonunu, ünlü prizma şekilli pudraları ve 4 G’den oluşan Givenchy logosunu yarattı. O küresel bir bakış açısına sahip. Benim de çok sevdğim  Le Rouge’ların da yaratıcısı kendisi.

Nicolas Degennes, Givenchy Beauty’nin ayrılmaz bir parçası. Teknik, yenilik, tasarım ve çalıştığı ekip Onun için ön sıralarda yer alıyor.

Çok sevdiğim bu koleksiyonların yaratıcısıyla yaptığım bu keyifli söyleşi için, teklifimi kabul ettiği için Ona ne kadar teşekkür etsem az. Röportajda da belirttiği gibi O gerçekten egolarını çoktan bir kenara bırakmış.

Dilerim keyifle okursunuz.

Beğendiyseniz yıldızımı tıklamayı ve paylaşmayı unutmayın 😊

Sevgiler,

Aslı      

ModaStilde (MS): Sevgili Nicolas; bize biraz kendinden bahseder misin?

Nicolas Degennes (ND): Kendim hakkında konuşmak her zaman çok zor. İşim ve ürünlerim hakkında bir egom var, işler iyi yapılırken, makyaj, ürünler, dokular ve siyahları severim, Giacometti benim favorim sanatçım, Yayoi Kuzama’nın bakış açısını seviyorum. Her zaman Mark Rothko’nun ışıklarına ve renklerine ve Jason Pollock’a hayran oldum, yeni fikirlere konsantre olmak için sık sık yalnız kalmam gerekiyor. Her zaman işime teslim edilen kelimeleri ve hayal gücünü seviyorum.

MS : Givenchy’de Yaratıcı Makyaj Direktörü görevine ne zaman ve nasıl başladın?

ND: 1999’da onlarla konuşmaya başladım ve 2000 yılında sözleşmemi imzaladım. Başka bir makyaj çizgisi vardı sihir yaparken hiç hoşlanmadığım, 2 yıl içinde tamamen geri döndüğümde fikrim değişti, Hubert De Givenchy’ye bir ithaf, bir imza, bir açıklama vardı.

MS: Makyaj ve renkler senin için ne ifade ediyor?

 ND: Hayat, gülümseme, diğerlerine saygı! Ben her zaman makyajın bir sihir yaptığını düşünüyorum. Kendini göstermenin kişisel bir yolunu oluşturmak 10 ila 30 dakika sürüyor … hayat bir tiyatro sahnesi, hep birlikte oynayalım bunu olabildiğince iyi yapalım.

MS: Koleksiyon ve renkleri belirlerken bir ekiple mi çalışıyorsun?

ND: Her zaman Christine BURTIN ile birlikte çalışıyorum, onunla her zaman fikirlerden bahsediyoruz, o bana en yakın kişi, tüm dokulardan, Endüstri ile ilişkilerden sorumlu, sonra bu fikirleri bir kimya ekibiyle paylaşıyoruz. İşler yapıldığında, yeni dokuları pazarlama ekibi ile çok sık paylaşıyoruz. Bu insanların hepsi yaratıcılık süreçlerinde her zaman çok önemlidir.

MS: Bir makyaj koleksiyonunun hazırlık aşamalarını anlatabilir misin? Heyecan verici olmalı.

ND: Gerçekten öyle, bir kelimeden, sizi çevreleyen bir enerjiden, bir renkten veya birkaçından fikir gelebilir. Bir ihtiyaç, bir yolculuk, aklınızda bulundurmanız gereken şey, her zaman 2 yıl önceden çalışmaya başlıyoruz. Şu anda 2022’yi çalışıyoruz ve 2023 için bazı ürünler hakkında düşünmeye başladık.

MS: Koleksiyonları yaratırken yeterince özgür olabiliyor musun?

ND: Givenchy için çalıştığımdan dolayı çok şanslıyım, onlara bir ürün hakkında bir hikaye anlattığımda, genel olarak yapıyoruz. Mesela toz pudra; sadece doku için değil, aynı zamanda marka için gerçekten istediğim bir şeydi. Herkes kabul ettiğinde, başka bir seviye atladım ve Givenchy ekibinin bu fikre devam etmesine izin verdim.

 MS: Başarını neye bağlıyorsun?

ND: Belki her zaman kendinize yeni bir soru sormak, kendinizden emin olmak, ve egonuzu bir tarafa bırakmaktır.

MS: Stilini nasıl tanımlarsın?

ND: Sıkı çalışmak, ekibime sadakat, dürüstlük.

MS: Bir kadının makyaj çantasında mutlaka neler olmalı?

ND: Ruj, pudra, nezaket ve kocaman bir gülümseme.

MS: Koleksiyonlarını yaratırken en çok nelerden ilham alırsın?

ND: Her şey, herkes… her zaman sürpriz yapmaya çalışıyor, neyi sevdiğimi ve nedenini anlamaya çalışıyor, cevaplar buluyorum.

MS: Her koleksiyonda yer alan vazgeçilmez bir rengin var mı?

ND: Sonsuza kadar siyahlar… çok eğlenceli.

MS: Sana göre stil ikonu kimdir?

ND: Kadınlar kadınlar kadınlar… annem dışında sadece bir tanesi asla yeterli olmayacak.

MS: Çekimler sırasında herşey senin onayından geçiyor mu? Işık ve fotoğrafçı da dahil 😊

ND: Bu bir ekip çalışması olmalı, bir marka oluşturmak için birlikteyiz.

MS: Makyaj kolkesiyonlarının çekimlerinde modellerin seçimlerini nasıl yapıyorsun?

ND: Önceki cevabım ile tamamen aynı, etrafınızdaki insanlarla düşünmek zorundasınız.

MS: Givenchy Beauty’nin gelişimi için neler yapıyorsun?

ND: Kimya ekibiyle çok zaman geçiriyoruz, onlarsız, yalnız yapamam.

MS: Genel olarak her yerde gördüğümüz makyaj trendleri konusunda fikrin nedir?

ND: Bugünkü eğilimler zaten bitti. Bize odaklanalım, trendleri belirliyor ve her gün inşa ediyoruz.

MS: Kusursuz bir görünüm için ne yapmalıyız?

ND: Cilt bakımı her gün yapmamız gereken ilk şey, daha sonra baz, T bölgesinde toz pudra… en önemlisi ürünler değil, kullandığınız dokular, bazıları asla iyi arkadaş olamaz. Ağır ürünlerden kaçının.

MS: Yeni makyaj koleksiyonun en favori ürünü nedir?

ND: Onları çok yakında görebileceksiniz 🙂

MS: Bize cilt tiplerine göre favori ürünleri söyleyebilir misin?

ND: Karma Cilt: Givenchy Teint Couture City Balm

        Kuru Cilt: Givenchy Matissime Velvet 

        Hassas Cilt: Givenchy Teint Couture City Balm,

Bu şu anda piyasadaki en iyi ürün.

MS: Çantandan hiç ayırmadığın makyaj ürünü nedir?

ND: Balm, dudaklarımı beslemeyi seviyorum.

MS: Cildin için uyguladığın özel bakım tüyoların var mı? Bizimle paylaşır mısın?

ND: Her sabah ve makyajınızı çıkardıktan sonra kişisel cilt masajları için zaman ayırın.

MS: Bu sezon Givenchy Beauty’nin yüzü kim olacak?

ND: Blanca Padilla hâlâ Givenchy Beauty’nin yüzü.

MS: Givenchy Beauty için yarattığın vizyonu nasıl tanımlarsın?

ND: Dürüst, kadınlara ve erkeklere dokular ve renkler hakkında sadık. Sevdiğim küçük bir eğilim ile renkleri uygulayarak eğleniyorum.

MS: Karantina günleri senin için ne ifade ediyor? Şimdi senin için daha değerli olan nedir?

ND: Tembel olmamak, cildimize çok fazla bakmak! Herkes için zor bir zaman. Balsam, renkler, her zaman yardımcı olacak, aynalarda kendimizi memnun edecek ve aynı zamanda cildimizi mavi ışıktan koruyacağız, biz bilgisayarlar üzerinde çalışıyoruz, mesela melisa çok yardımcı olacaktır.

MS: Hiç Türkiye’ye geldin mi? Gelmeyi düşünüyor musun?

ND: Hapsedilmiş bu zaman yardımcı olmuyor ama kısa sürede mutlaka geleceğim.