Damla Güneş Gözlüğü Trendi!

Merhaba 🙂

Son derece cool ve bir o kadar da havalı! Çok uzun yıllardır damla formunda olan güneş gözlükleri bu özellikleri bünyesinde barındırıyor. Hem kadınlar hem de erkekler stillerini ön plana çıkarmak ve biraz da havalı bir imaj sergilemek için soluğu bu özel aksesuar modelinde alıyor. Çünkü damla güneş gözlükleriyle çok daha havalı ve cool görünmek mümkün oluyor.

Son yıllarda damla formunda dizayn edilen güneş gözlüklerinin model seçenekleri de arttı. Çok ince çerçeveler kullanılırken artık çerçevesiz olarak hazırlanan modellerin de seçenekler arasında eklendiğini belirtmeliyiz. Bu arada sadece çerçeve bakımından değil cam rengi bakımından da seçenekler geniş bir yelpaze ile beğenilerimize sunuluyor. Kırmızıdan pembeye, turkuazdan yeşile kadar aradığımız her tonda cam rengini kolayca bulabiliyoruz.

Damla gözlük modelleri dış ortamların yanı sıra iç mekanlarda da güneş gözlüğü kullananların adeta imdadına yetişiyor da diyebiliriz. Bu tasarımlar açık renk tonları tercih edildiğinde son derece şık bir aksesuara dönüşebiliyor. Aynı zamanda polarize cam ile dizayn edilerek beklentileri çok daha fazla karşılayacak bir form kazandıkları da dikkatlerden kaçmıyor.

Damla Gözlük Modellerinde Yeni Trendler!

Rayban, Lacoste, Mustang, Burberry ve Guess gibi onlarca farklı markanın damla gözlük modellerini bir arada incelediğimizde karşımıza çok şık modeller de çıkıyor. Yeni trendler kapsamında bu tasarımların hem çerçeve hem de cam renklerinde onlarca farklı ton bulabiliriz. Haliyle seçim yapmak hem çok keyifli hem de biraz zor bir hal alıyor 🙂 Eğer modelleri incelemek ya da model seçimi yapmak isterseniz önerim rotanızı Atasun Optik web adresine çevirmeniz olacak 😉

Çünkü Atasun Optik internet sitesinde az önce sıraladığım markaların ve daha pek çok markanın ürün ve modelleri yer alıyor. Sadece damla gözlükleri tek bir sayfada görüntülemek de mümkün olabiliyor. Haliyle tüm markaların koleksiyonlarını tek tek inceleyerek damla gözlükleri bulmaya çalışmakla zaman kaybetmiyorsunuz.

Ayrıca Atasun cazip fiyat sunan bir firma ve internet üzerinden yapılan alışverişlerde çeşitli indirimler de sunabiliyor. Bu indirimler yüksek oranlarda da olabiliyor ve Atasun Optik bütçe dostu imajını da güçlendiriyor. Tasarımlara mutlaka göz atın derim. Hazır sezon da değişiyorken indirimlerden yararlanmanın tam zamanı 🙂

Sevgiler,

Aslı 

*ADVERTİSİNG

Sevdiğim Stiller – Aslı Barış

AB.jpg

Merhaba herkese 🙂

Biliyorum uzun zamandır Sevdiğim Stiller de röportaj okuyamadınız 😦 ben de üzgünüm ancak geride bıraktığımız yaz tatili, hepimizin mâlum iş yoğunluğu derken; biraz geç oldu ama sonun da yine buluştuk 🙂

Konuğum yakından tanımayan herkesi çok şaşırtacak, dünya da röportaj yapacak celebrity bırakmayan başarılı gazeteci Aslı Barış. Okuyunca beni kesin bu gecikmeden dolayı affedeceksiniz 🙂 çünkü şimdi siz bu röportajı okurken O araların da Manolo Blahnik CEO’su da dahil iki ünlü isimle röportaj yayınladı ve Hürriyet Kelebek’te Pazar günleri yayınlanacak Moda Konseyi isimli köşeyi sevgili Ceylan Atınç ve sevgişli Başak Dizer Tatlıtuğ ile hazırladı. Hatta geçtiğimiz Pazar ilk yayınını da yaptı. Başarılar daim olsun dilerim. 

Aslı ile geçtiğimiz hafta öğleden sonra Nişantaşı’nda bir cafe de buluştuk. Aslında uzun zamandır iletişim kuruyorduk ama takvimlerimiz bir türlü uymuyordu. İkimiz de birden fazla işle ilgilendiğimiz için bu normal bir durum tabii ki… röportaja geldiği gün izinli olmasına rağmen telefonu ile haftalık yayınladığı “Aslı Barış Ekranda” programının montajı için başlıklar yazıyordu. Zaten instagram paylaşımlarından (@asli_baris) ve yaptığı yayınlardan az çok fikrim olmuştu doğallığıyla ilgili ama bu derece olacağını da beklemedim açıkçası. Sanki birbirimizi çok uzun zamandır tanıyan iki arkadaş gibiydik. O kadar kendisi gibi ki… buradan bir kez daha çok çok teşekkür ediyorum bu güzel sohbet için kendisine 🙂

Aslı ile gelecek hayallerinden, Kate Moss’a olan hayranlığından, verdiği on iki kilodan, sevdiği ve sevmediği özelliklerinden… kısacası her şeyden konuştuk.

Keyifle okumanızı dilerim.

Beğenirseniz yıldızımı tıklamayı ve paylaşmayı unutmayın 🙂

Sevgiler,

Aslı  

ModaStilde:Biraz kendinden bahseder misin?

Aslı Barış: Gazeteciyim. Yaklaşık 2001 yılından beri medya sektöründeyim. Kariyerime NTV’de başladım; yıllar içinde yazılı basına yöneldim. Gazetecilikte 10 yıl geride kaldı. Milliyet’le başladı; sonra Radikal’de editörlük ve köşe yazarlığı yaptım. Yedi yıl önce de Hürriyet Gazetesi Hafta Sonu Ekler’de editörüm. Ağırlıklı olarak yabancı yıldızlarla röportaj yapıyorum, ayrıca stil alanında bir köşem var. Hürriyet.com.tr’de yayınlanan ‘Aslı Barış Ekranda’ nın yapımcısı ve sunucusuyum. Ayrıca Başak Dizer Tatlıtuğ ve Ceylan Atınç’la birlikte Hürriyet Kelebek’te Moda Konseyi’ne başladık. Bu kadar galiba… Bir şeyler unutuyorumdur kesin…

M.S:Bence de unutuyorsundur! Yıllardır bu sektörün için de olup; bu kadar geri planda olmak kendi tercihin miydi? Neden seni çok az görüyor ve az tanıyoruz?

A.B: Gazetecilik alanında bir hayli tanınıyorum aslındaJ Ama evet, videolar, konsey gibi çalışmalar yeni başladı. Normalde bir editör olarak geri planda kalmam gerekiyordu. Tabii röportajlarım çok ünlü isimlerle olduğu için bir yere kadar geride durabiliyordum.  Yine de imza fotoğrafımın bile büyük basılması beni huzursuz ediyordu.

 M.S: “Aslı Barış’la Ekranda” fikri nasıl ortaya çıktı?

A.B: Hürriyet’in geçen sene yaptığı bir proje kapsamında düzenli  video çekmeleri için birkaç isim belirlenmiş.  Bu isimlerden biri de bendim. Konsepti belirledim, apar topar başladık. “Aslı Barış’la Ekranda” böyle başladı. Sevilen ve çok fazla tık alan bir iş oldu. Sonuçtan memnunum.

M.S: Geçenlerde bir paylaşımında içine kapanık biri olduğunu belirtmiştin; sebebi yengeç olmak olabilir mi J

A.B: Evet, yengeç burçlarının genel özelliği. Ne yazık ki, diyelim.

M.S: Ben fırsat buldukça programını izliyorum. Özellikle yolda, toplu taşıma da falan olunca çok iyi oluyor J  bir kere samimiyetin geçiyor. Çok tutması ondan bence! Yayınlarda kalıplaşmış şeyleri sunup, söylemediğin belli. Özelikle çekim hatalarını, kamera arkasını koyman ayrı  güzel olmuş, çok sevdim.

A.B: Teşekkür ederim. mekanik birşey olsun istemiyorum. Yengeç burcuyum ve yükselenim Aslan (benim de aynı). Birazcık ‘doğan görünümlü şahin’ havası yaratıyor. Evet bir duygusal yapım var ama o benim kendi dünyamda. İş alanında farklı. Çalışmayı çok seven bir kadınım.

M.S: Stilini nasıl tanımlarsın?

A.B: Valla gönül isterdi ki Françoise Hardy ya da Kate Moss gibi yalın ve cool bir tarzım olsun.Ama seksenlerde doğan biri olarak parlak şeylere de çok ilgi duyuyorum. Dolabıma baktığında ve üstümde de görmüş olduğun gibi (üzerinde lame rengi parlak bir ceket var) tomarla feminen, parlak parça bulmak mümkün. Hayaller Kate Moss gerçekler JLo diyebilirim  Ama abiyeleri de sevmiyorum. Mesela metalik gri bir ceket giyeceksem onu salaş bir parçayla ya da maskülen görünümlü deri şortla takımlayıp dengelerim. Spor şık bir tarzım olduğunu düşünüyorum. Ara sıra trzımı da dolabımı da yenilerim ama sezon sezon baştan aşağı almak yerine elimde ki parçaları yenilerle takımlayarak ilerliyorum.

 M.S:İnstagram aktifsin ama çok fazla takipçin yok. Bunu neye bağlıyorsun?

A.B: Sevmiyorum. İnsan sevmediği şeyi zorla yaptığı zaman o işten fazla bir hayır alamaz. Bunları program ve  projelerim olduğu için paylaşmak durumundayım. Bana kalsa ben asosyal medya ağında olurum J  incelemem, story v.s. lere bakmam. Hoşuma gitmiyor. Çok fake ve gerçeğin ne olduğunu bilmiyorsun. Kişiler ilişkilerde de özlem faktörünü ortadan kaldırdı. Herkes herkesi görüyor, herkes herkesi tanıyor. Keşfetmek için başka birşey yapmıyor. Yanlış anlaşılmasın; Çok getirileri var, özellikle yeni nesil için. Özgüvenleri maşallah çok iyi, meraklılar, bilgiye çok çabuk ulaşıyorlar bu güzel, işin iyi tarafı.  Instagram’da ilham verici şeyler bulma kısmı da zevkli. Ama Instagram’ı aç, üç rakı sofrası, beş gün batımı, üç filtreli bikinili fotoğraf like’la, boş işler bunlar bana göre. Neyse yine Facebook’tan iyi, ahkam kesilmiyor en azından.

 M.S:Geçtiğimiz günlerde Mert Alaş’ın ilk kez bir Türk gazeteci ile röportaj yaptığı haberi servis edildi. Ama sen daha önce yapmıştın! Aynı medya grubunda olduğunuz için; tepki gösterdin mi merak ediyorum.

A.B: Tepki göstermedim. Belki televizyon alanında çıkmadı demek istiyordur. Zira ben üç kez yaptım.

 M.S: Sana göre stil ikonu?

A.B: Kate tabii ki! Kendisi ile 4 kez bir araya geldik. 13 yaşımdan beri hayranlık duyduğum br insandır. Çok tarz. Hiç öyle yaratılmış, ‘proje kadın’ bir şey değil. Zaten röportajlara falan sarhoş geliyor. Ne kadar punk  bir ruhu olduğu ortada. Takmıyor hiç kimseyi. Konuşması çok kolay biri değil ama o açıdan çok beğenirim tarzını.

M.S: En çok röportaj yapmak istediğin isim?

A.B: Kim kaldı ya J  (çok haklı. Çünkü Aslı dünya çapında birçok isimle röportaj yapmış biri)Anna Wintour olabilir. Karl Lagerfeld ile maille yaptık keşke yüz yüze olsaydı. Mail ile röportaj yapmayı gerçekten hiç sevmiyorum. Son derece mekanik ve kimin cevapladığını bilmediğin şeyler oluyor. Ama George Clooney ile bir daha bir araya gelmek isterdim. Karizmanın 50 tonu resmen. Mesela Orlando Bloom’la röportajımızda tüm hayallerim yıkılmıştı. Sıradan bir tip resmen.

M.S:  Neden yaptığın her işi paylaşmıyorsun?

A.B:  Röportaj yaptığım kişi önplanda olsun isterim. Benim onları tanıyor olmam ya da röportaj yapıyor olmam çok fazla birşey ifade etmiyor. Onlar mesleğimin getirdikleri; ne kadar şanslıyım ki böyle şeyler yapıyorum. Okurla röportaj yaptığım isimler arasında aracı görevi görüyorum çünkü gazetecinin görevi budur. Kendini ön plana koymak değil.

M.S: Röportaj için bütün aşamaları sen mi organize ediyorsun?

A.B: İki aşamalı oluyor. Birincisi klasik yöntem:  Ben başvuruyorum. Ya da bir proje varsa onu yöneten uluslararası PR ofislerinden teklif geliyor.  Röportaj yaptığım isimleri belirlerken her zaman çok seçici davrandım.. Hiçbir zaman gerçek içeriği olmayan işler yapmadım. İçi boş olan şeyleri süsleyip okuru kandırmadım. Bunun getirisini de görüyorum.

M.S: Asla giyinmem dediğin bir parça var mı?

A.B: Yok! Füzo pantolonların bile virtinlerde görüldüğü, üzerimize giydiğimiz zamanlar oldu o yüzden kimse büyük konuşmasın derim. Yani inşallah füzo giymem tabii J  Ayy giyer miyim? Yok giymem herhalde.

M.S: Dolabını açsam en çok ne görürüm?

A.B: Ceket . Ceket giymeyi çok seviyorum. Çok farklı şeyler de görürsün. O kadar kalabalık ki dolabım… Bunun için ayrı bir odam var. İki odalı bir ev düşün; bir tarafı gardırop odası. Saçma bir durum ama öyle olmak durumunda kaldı ve hala yetmiyor. Çünkü ben hiçbir şey atmam J

M.S: Zaten atma, herşey bir şekilde geri dönüyor.

A.B: Evet. Şimdi bir de bu döviz artışı nedeniyle de artık eskisi kadar rahat davranamıyorum. Gittikçe şartlar zorlaşıyor ve bunları bir daha eskisi kadar rahat alabilecek miyim bilmiyorum. O yüzden istifçi gibi çok şeyim var J ama en çok ceket görürsün. Jean çok az görürsün çünkü hiç sevmem.

 M.S: Günlük cilt bakım rütinin nedir?

A.B: Açıkçası hiç bakmam cildime ama  bu ara Kore ürünlerine dadandım. Özellikle Dr.Jart diye bir marka var. Ambalajları tipsiz ama sonuçları mucizevi diyebilirim J küçük bir tüp, “ceramidin” diye bir şey. Sabah akşam sürüyorsun ve gerçekten cildin çok çok çok iyi oluyor (o kadar merak ettim ki en kısa sürede deneyeceğim bende). Ben nemlendiricilerin o yağlı ve yapışık dokusundan çok tiksiniyorum. Ama bu kremin öyle bir hissiyatı yok. Bulaşmıyor, ağır da değil. Onun dışında Nuxe’ün ürünlerini çok seviyorum ve kullanıyorum. Eskiden hiç makyaj yapmazdım, şimdi daha çok yapıyorum. Makyajda da M.A.C  en çok alışveriş yaptığım marka. Kiko da muhteşem. Her ürününe bayılıyorum. Nispeten ucuz ama çok kaliteli.  

M.S: Bu arada Kiko biz de hiç de öyle ucuz değil. Yurdışında ucuz L

A.B: Evet ama eskiden İtalya’ya gidip görünce kafamda öyle bir algı oluşmuş. Ama gerçekten güzel. Bir de ben böyle parlak şeylerden çok hoşlandığım için; orada da çok güzel dorenin lamenin elli tonu bulunuyor J

M.S: Anlaşıldı; sana hediye alacaksak kesinlikle parlak olmalı J

A.B:  Eveet, kesinlikle parlak!

M.S: Geçtiğimiz senelere rağmen ciddi kilo verdin. Nasıl yaptın? Ben de öğrenkem istiyorum!

A.B: Nasıl yaptım; aslında vücudumda bir çikolata kisti vardı o yüzden metabolizmam çok yavaşlamış hatta durmuştu. Onu hallettim ve sonra kaçınılmaz olarak kilo vermeye başladım. Sonra da canım hiç yemek istemedi. Akşamları yemek yemiyorum. Ananas yada salata tarzı bir şeylerle geçiştiririm. Günde 3 litre su içerim. Çok severim çünkü. Basit rutinlerden çıkarak kilo vermek kolay olabiliyor. Süt ve süt ürünlerini kestim mesela, ki kahvemi bile sütle içen bir insandım. Peyniri çok sevmeme rağmen tüketmiyorum.  Bu vücuttaki ödemi çok ciddi yok ediyor. Kırmızı eti neredeyse tamamen hayatımdan çıkarttım, balık ağırlıklı besleniyorum. Öğleleri salata yiyorum. Ara öğün de yemiyorum. Niye cebimizde fındık fıstık taşıyalım sincap mıyız biz? Mehmet Öz’le röportajımızda söylemişti; belli saatlerde kahvaltı, öğle ve akşam yemeği yemek zorunda değilsin dedi: ne zaman aç hissedersen o zaman ye. Ama akşam 7’den sonra da mümkünse yeme. Ben gece kuşuyum, o yüzden çok acıktığım zaman sebzelere takılarak geçiştiriyorum. Karbonhidratta yemem bu arada.

M.S: Biraz vegan beslenmeye geçiş gibi olmuş aslında?

A.B: Yani veganı birazcık denedim ama elim ayağım boşandı. Balığı hayatımdan çıkarabileceğimi zannetmiyorum o yüzden böyle devam. Kırmızı eti vicdanen de yemek artık hoşuma gitmiyor.

M.S: Kırmızı eti biz de ailece artık tüketmiyoruz. Ama peyniri bırakabilir miyim bilemedim! Çünkü çok seviyorum J

A.B: Ben de düşünmemiştim ama bıraktığın zaman çok ciddi bir etkisaini göreceksin.

M.S: Mesela kahvaltıda ne yiyorsun?

A.B: Kahvaltı etmiyorum. Bu benim ilk öğünüm şu an ve o da kahve (Çok şaşırıyorum çünkü saat 14.00). Tabii çoğu insan böyle yaşamak istemez. Sabah ille bir şey yiyeceksen omlet ye. Yapabileceğin en güzel şey sebzeli omlet ama tost değil! Ben eskiden hep tost yiyiyordum.

M.S: Ben halen! Beyaz peynirli kepekli tost yiyiyorum.

A.B: Al işte… zaten bittin. Sonuçta karbonhidrat, yağ, süt. Senin birkaç saat sonra acıkmanı sağlayacak bir menü. O yüzden omlet ve sade kahveye devam.

M.S: Sabah kaçta içiyorsun mesela kahveyi?

A.B: Kalktığımdan itibaren içerim ben. Çok kahve içerim, yani günde 7 tane falan.

 M.S:  Bu işi yapmıyor olsaydın ne olurdun?

A.B: Bu işi yapmıyor olamazdım. Bilinçli seçimim bu. Bütün zorluklarına da bu yüzden katlanıyorum.  Haftada iki gün gazetede sabahlıyorum; hafta sonu ekleri hazırlıyoruz çünkü. Bunun dışında haftada en az üç röportaj yapıyorum, bir program çekiyorum ve ilgilenmem gereken de iki köşe var. Tüm bunları günlük rutine sığdırdığında sonuç sıfır sosyal hayat. Ama dediğim gibi benim seçimim. Severek yaptığım bir şey.

 M.S: Kendini görmek istediğin en üst nokta nedir? Hem kendin hem de kariyerinle ilgili.

A.B: Kurduğum tüm hayallerimi gerçekleştirdim ve şuan yeni hayallere ihtiyacım var. 13 yaşımda ilk moda dergimi en yakın arkadaşımla birlikte okulda yapmıştım. Hatta kapağında Kate’in Calvin Klein kampanyası fotoğrafı vardı. Soyadının Moss olduğunu bile bilmiyordum. Kestiğim resmin arkasına prit sürüp saman kağıda yapıştırarak hazırlamıştım. Birçok dergi hazırladım, idolize ettiğim isimlerle konuştum, birçok yeni isim keşfettim. Türk modasına katkı sağlamak için çok uğraştım ve uğraşıyorum. Hayaller konusuna gelince: Şimdi bu program işlerine başladım. Dijital bir platformda daha çok bu işlere yönelip konuklar alarak yeni formatlar hazırlayabilirim. Bir YouTube kanalı açtım. Daha çok bebek. Orada başka şeyler yapmayı planlıyorum. Ama tabii bunlar hayal değil, proje. Gerçekten niye hayalim yok benim ya? Haydi kuralım beraber. Farklı bir programım olsun. Şöyle eğlenceli bir şeyler…

 M.S: Çok eğlenceli şeyler çıkacağı kesin çünkü sen çok eğlenceli birisin J  Boyun kaç Aslı?

A.B:  Teşekkür ederim. İlginç bir konu geçişi olduJ 1,71 cm

 M.S: En sevdiğin ve sevmediğin özelliklerin neler?

A.B: En sevdiğim özelliğim istediğim şeyler için kararlı ve inatçı olmam. En sevmediğim özelliğim de; takıntılı olmam. Gereksiz şeylere bazen çok takılıyorum. Aşırı duygusalım ve bu özelliğimi hiç sevmiyorum. Silebilseydim silerdim yani.

M.S: Son olarak seninle meslektaş olmak isteyenlere tavsiyelerin nelerdir?

A.B: Kendilerini sadece Türkiye’ye göre kodlamasınlar. Birkaç dil öğrensinler. Mutlaka ana dilleri gibi konuşabildikleri iki dilleri olsun. Eskiden bizim zamanımızda dergi bile gelmezdi Türkiye’ye Dünya Gençlik Merkezi diye bir yer vardı, harçlıklarımızla oradan dergi alırdık. Şimdi her şey herkesin elinin altında. Mümkün mertebe egoya takılmadan ne kadar geniş perspektifte  insan takip edebilirlerse etsinler. İletişim haline geçsinler, kontaklarını çok iyi tutsunlar, ilişkilerini devam ettirsinler ve yurtdışı ile bağlantı kurarak kariyerlerini ona göre belirlesinler. Sevdikleri birkaç işi birlikte yönetsinler ve her zaman gerçekten ne istiyorlarsa onun peşinden gitsinler.

Göz Makyajının Tamamlayıcısı Yves Rocher Kaş Kalemleri

Merhabaa herkesee 🙂

Yeni haftanın ve yeni ayın ilk günü hepimize ışıltı, şans ve güzellikler getirsin!

Biz kadınlar makyajsız bir hayat düşünemeyiz. Makyaj yüz, göz ve dudak bölümlerine uygulanıyor. Ancak bazı kadınlar sadece dudak bazı kadınlar da sadece yüz makyajı yapsa da, göz makyajı yapılmadan tamamlanmış sayılmaz. Zevkimize göre tercih ettiğimiz renkler ile tamamlanan bir makyajın üstüne tanımam.

Göz makyajı, göz şekline göre yapılmalıdır. Makyajın en önemli ve zor kısmı olan gözlere, biraz emek harcamak gerekiyor. Renklerin ve çizgilerin uyumu kadar kullanılan malzemelerin nitelikleri de çok önemlidir.  Bir göz makyajında gerekli olan malzemeler far, göz kalemi, eyeliner, maskaradır. Göz makyajının tamamlayıcısı olan kaş kalemleri de gözlerin hak ettiği gibi görünmesini sağlıyor. Yves Rocher‘nin mineralli ve bitkisel içerikli ürünleri sayesinde göz çevremize yaptığım makyaj gözümü güzel gösterirken cildimi de besliyor. Göz makyajı kaş kaleminin kullanılması ile tamamlanır. Göz yapımıza, ruh halimize, kıyafetlerimize ve bulunacağımız ortama göre yaptığımız göz makyajı için kullanılan en iyi kaş kalemi Yves Rocher mağazalarında yer alıyor. Öncelikle, göz makyajı zevkimizin nasıl olduğuna karar vermeliyiz. Canlı renklerle yapılmış bir göz makyajı mı, dumanlı bir göz makyajı mı yoksa toprak tonlarında uygulanan bir göz makyajı mı tercihimiz olur? Buna karar verdikten sonra uygun bir kaş kalemi ile makyajımızı tamamlayabiliriz.

Şahsen ben, göz makyajıma cildimi temizledikten sonra Yves Rocher’nin kaş kalemi ile kaşlarımı belirginleştirerek başlıyorum. Bir tarafı fırça bir tarafı kalem olan ürün ile önce kaşlarımı tarıyorum. Sonrasında kaşlarımın çevresini kaş yapıma uygun bir şekilde çiziyorum. Kaşlarımı tamamladıktan sonra göz makyajımı tamamlıyorum. Bu şekilde uyguladığım göz makyajım ile görenler gözlerimin ne kadar etkileyici olduğunu söylüyor. Çünkü kaşlar ifadenin en önemli parçası. Saç rengi ile uyumlu altı tane rengi bulunan kaş kalemi kaygan bir uca sahip. Bu sayede, kolaylıkla sürebiliyorum. Kalemin içerisinde bulunan Shea yağı sayesinde kaşlarıma şekil verirken aynı zamanda besliyor ve canlılık kazandırıyorum. Yves Rocher’nin internet sayfasında bulunan biri asansörlü olmak üzere toplamda iki adet kaş kalemi bulunuyor. Ürünler kaşlarımızın sağlıklı görünmesini sağlarken doğal bir görünüme de kavuşturuyor. 

Denemenizi tavsiye ediyorum, benden söylemesi.

Sevgiler 🙂

Aslı 

*Advertising

Tasarımcı ve Markaların Yeni Kitlesi Kimler Oldu?

Merhaba herkesee,

Umuyorum harika bir Pazar günü geçiriyorsunuzdur 🙂 ben bugünün her saatini evimde kendime vakit ayırarak geçirdim. Nasıl iyi geldi anlatamam! Bazen bunu yapmak önemli… 

Yazının başlığından da anlaşılacağı üzre; aslında uzun zamandır dikkatimi çeken bir konu var. Tasarımcı ve markaların kampanya, ürün çekimi ve defilelerinde kilolu ve orta yaş, orta yaş üstü modellere yer veriyor olmaları sadece benim dikkatimi çekiyor olamaz değil mi?

Tabii ki bunun bir sebebi var. Markalar, stratejik iş ortakları ve trend analistleri sokağın ve tüm tüketicilerin nabzını yokluyor ve eksik yada yanlış yapılan hamlelerin, atılan adımların sonuçlarını kontrol ediyorlar. Artık herkes biliyor ki; para bu olgun, emekli olmuş bu kesimde 🙂 

Dolce&Gabbana daha birkaç saat önce Milan Fashion Week kapsamında yaptığı defilesinde hem obez denecek kadar kilolu, obez olmasa da oldukça dolgun ve ilerlemiş yaşta kadınlara yer verdi. Aslın da zaten bu akımın başlangıcı  Dolce&Gabbana ile oldu diyebiliriz. Kampanya çekimlerinde sokakları, aile temalı görüntüleri, ikon Sophia Loren’i ve ileri yaşlarda ki İtalyan kadınları kullanmıştı. Sicilya sokakları D&G kıyafetleri ve renkleri ile dolmuştu.

Tabii Vetements’i unutmamak gerek. Tasarımcı Demna Gvasalia markasının defilelerinde podyuma gerçek kişileri çıkartarak esas hakimiyetin kimlerde olduğunu herkese anlatmak istedi. Gvasalia artık günümüzde zarafetin önemli olmadığını vurguluyor.

Bugün fast fashion markaları Zara ve Mango’nun online satış sayfalarında da orta yaşta modeller ile yapılmış çekimleri görmek mümkün. Evet para olgun yaşta ki kadınlarda olabilir 🙂 ama yeni hedef kitlede sadece onlar yok. Aşırı kilolu kadınlar da var. Çünkü devir artık özgün olma devri! Nasıl görünüyor yada hissediyorsan o ruhun en iyisi olmak zamanı. Artık kimse kendisini saklamıyor (ben hariç sanırım)! Bu konuda öz güveni tam insanlara da kesinlikle hayranım. Geçtiğimiz günlerde Fenty Beauty’nin global makyaj artisti Priscilla Ono bej rengi pantonu, beyaz bej t-shirtü ile bir selfi paylaşmıştı. Ben görünce gözlerime inanamadım ama O bunu özgürce ve büyük bir özgüvenle paylaşmıştı. Baktım ve “bravo” dedim! Ben asla bu kadar cesur olamazdım… Olamıyorum da 😦

Tom Ford, NYFW defilesi sonrası komedyen Celeste Barber ile çektiği komik ve aşırı zayıflığı tiye alan videolar paylaştı. Zira Celeste’de biraz toplu bir kadın 🙂 beğendik mi evet! Çünkü Tom Ford o cool havasından çıkmış ve kendini bizden biri gibi görmemizi sağlamış oldu. Şimdi kafamızda sadece incecik kadınlar için yapılmış değil; hepimiz için yaratılan parçalarla donatılmış bir Tom Ford markası var.  

Velhasıl; markalar da, tasarımcılar da artık doğruyu buldu. Moda dünyası dışında ki insanların kilolu, obez, yaşlı ve normal görünüşlü olduklarının farkına vardılar. Ancak bunlar salt satış kaygısının yanında; feminist hareket ve akımların etkisinde de kalmış olarak atılan adımlar bana göre. Herkesi olduğu gibi kabul etmek fikri, görüşü ve davranışları beni ne kadar mutlu ediyor anlatamam 🙂 siz ne düşünüyorsunuz? Lütfen paylaşın benimle!

Beğendiyseniz yıldızımı tıklamayı ve paylaşmayı unutmayın.

Sevgiler,

Aslı 

Kapitoneli karma ceket

Mango

Neler Oldu Görüşmeyeli…

Merhabaaa herkese 🙂

Son yayın tarihime baktım ve kendimden utandım! İki aydan uzun süredir tek kelime yazamamışım size 😦

Buraya yazamıyorum ama kısa kısa ig hesabımda paylaşıyorum inanın! Güncel haller için beni @modastilde instagram hesabımdan takip edebilirsiniz 🙂 (naçizane öneri)…

Buluşamadığımız zamanlar da olanları anımsadığım kadarıyla paylaşayım sizlerle. 

  • Chiara Ferragni ve Fedez çifti sonunda evlendi! Vakitleri olsa 40 gün 40 gece düğün yapacaklardı sanırım 🙂 ancak moda haftalarının başlaması sebebiyle tadında kaldı. Zira Chiara düğününün hemen ertesin de New York moda haftasına katıldı. Chiara’nın gelinliği, sonrasında giydiği parti kıyafeti, ayakkabıları ve babetlerinin tamamı Dior marka ve hepsi Maria Grazia Chiuri tarafından özel olark tasarlandı.chiara ferragni wedding ile ilgili görsel sonucuchiara ferragni wedding ile ilgili görsel sonucuÄ°lgili resim
  • € ve $ kurları ülkemizde ekstra uçuşa geçip alabilme ihtimalimiz olan her parçayla aramıza ciddi bir mesafe koydu 🙂
  • Rihanna’nın makyaj koleksiyonu  Fenty Beauty artık Türkiye’de… Rihanna’sız kutlaması yapılan tek ülke biz olduk sanıyorum 🙂 çünkü markası nerede satışa çıkıyorsa RiRi orada! Ancak bize gelmedi 😦 koleksiyon parçalarına dünya fiyatına  Sephora mağazalarından ulaşabilirsiniz. Evet dünya fiyatı! bizde ki kurlar sayesinde ama yine de bir parça almak istiyor insan! Ben de o insanlardanım ama sadece bir parça aldım 🙂 o da global kırmızı olarak tanıttığı ve ikon olma yolun da ilerleyen “Stunna Lip Paint” . Kırmızı kullanırım diyorsanız kesinlikle öneririm. Bir ruj hiç mi çıkmaz? Bir kırmızı hiç mi bozulmaz? Çıkmıyor, bozulmuyor…fenty beauty ile ilgili görsel sonucustunna lip paint rihanna ile ilgili görsel sonucu
  • Dior’un sandığını açan Maria Grazia Chiuri 20 yıldır bekleyip tozlanmış “Saddle Bag” i uykusundan uyandırdı. İlk kez 1999 yılında John Galliano tarafından tasarlanan çanta güncellenmiş versiyonuyla bir kez daha ikonikleşti desem abartmış olmam. dior saddle bag ile ilgili görsel sonucudior saddle bag ile ilgili görsel sonucu
  • Riccardo Tisci, Burberry için tasarladığı 133 parçalık koleksiyonu sonunda podyuma çıkardı. elbise ve eteklerde ki o kanguru ceplerini sevmedim. Bazı erkek looklarının Amerikan filmlerinde gördüğümüz o mahkumları andırıyor olmasını da sevmedim. Bir de işlevsel olması için tasarlanmış olan o erkek bel çantalarının alet çantası gibi görünmeleri battı gözüme. Bunlar dışın da herşeyi sevdim. Özellikle de klasik Burberry ekosesi ile tasarlanmış bluzlara bayıldım. Emeğine sağlık Riccardo! LFW Riccardo tisci Burberry ile ilgili görsel sonucuLFW Riccardo tisci Burberry ile ilgili görsel sonucu
  • L’oreal moda ile iç içe işbirliklerini sevdi sanıyorum. Geçen yıl ki BalmainxL’oreal ruj koleksiyonundan sonra sırada IsabelMarantxL’oreal koleksiyonu var. Bu koleksiyon saddece rujlardan oluşmuyor. İçin de parlatıcı olarak da kullanılabilen bir haighlighter, ikili far paleti, 7 farklı renkte ruj ve kaş rimeli bulunuyor. Koleksiyon Paris Moda Haftasında gerçekleşecek Isabel Marant defilesiyle aynı gün satışta olacak. Sanırım Türkiye’ye yine tüm dünya satın alıp tüketince gelir kendileri… neden gülüyorsunuz? Balmain rujlara da en son biz sahip olmadık mı 😦 Isabel Marant koleksiyon için; ” Gündüzden geceye güzellik için en temel ürünler var. Bu koleksiyonu da giyim koleksiyonum gibi hazırladım, her zaman ve her yerde kullanılabilir, cool ve Parizyen bir hava.” demiş. yani minimum çaba ile maksimum etki göreceğiz demek. gelmesini bekliyorum! Birkaç parça alacağım muhakkak tabii ki 🙂ısabel marant loreal ile ilgili görsel sonucuısabel marant loreal ile ilgili görsel sonucu
  • Kış sezonunun en sevdiğim işbirliği çok sevdiğim ayakkabı markası Malone Souliers ve kendini yeniden yaratma çabalarını takdir ettiğim  Paris’li Emanuel Ungaro’dan geldi. Renkli, şık ve zarif bir koleksiyon olmuş. Ben bir türlü beğenip ayaklarımı içinde düşünemesem de; bu koleksiyonda da tabii ki şeffaf parçalar var. Ama lütfen giyinmeyin şunları yahu… ayaklar ısınınca çok kötü bir görüntü oluyor 😦 neyse… tabii ki Malone Souliers tasarımcısı Roy Luwolt’u tebrik etmeden olmaz. Bravo Roy…malone souliers x emanuel ungaro ile ilgili görsel sonucumalone souliers x emanuel ungaro ile ilgili görsel sonucu
  • Bir NYFW (New York Fashion Week)2i daha geride bıraktık… Sanırım podyuma 47 marka çıktı. Kimi renkli, kimi gothic, kimi eğlenceli kimi de ciddi olmayı tercih etmişti. Neyse ki teknoloji var. Neyse ki sosyal medya var. Mesai saatlerim dışında yapılan hiçbir defileyi kaçırmadım 🙂 kaçırdıklarımı da daha sonra IGTV’den izledim 😉 tabii ki oralar da olmayı deli gibi hayal ediyorum. Birgün tüm moda haftaların da ön sırada yer alacağımı da biliyorum ama o güne kadar instagram canlı yayınlarını izlemeye devam 🙂 neyse bu yıl NYFW’de yer alan markalardan bazıları şöyle; Marc Jacobs (defilesi sanırım bir saat kadar geç başladı ve inanılmaz tepkiler aldı. Daha sonrasında ig hesabından yaptığı bir paylaşımla hem gecikme sebebini açıkladı hem de özür diledi), Michael Kors, Oscar de la Renta, Calvin Klein, Coach, Gabriela Hearts, Anna Sui, 3.1 Philip Lim, Tibi, Mansur Gavriel, Tom Ford, Monse, Diane Von Furstenberg, Zimmerman v.s…nyfw 2018 bof ile ilgili görsel sonucu
  • NYFW üzerine bir de LFW (London Fashion Week) geçiverdi. Burada da yaklaşık 35 marka defile yaptı. Ben de tabi iki yine kâh canlı yayınlarla kâh IGTV aracılığıyla katılmış oldum defilelere 🙂 podyumu hangi markalar mı coşturdu? Burberry, Erdem (kesinlikle gurur duymalıyız), Christopher Kane, Peter Pilotto, Victoria Beckham, JW Anderson, Mary Katrantzou, Delpozo, Rolant Mouret v.s…london fashion week spring 2019 runway erdem ile ilgili görsel sonucu
  • Bu arada biz de bir MBFWI (Mercedes Benz Fashion Week İstanbul) bitirdik. Hiçbir defileye katılamadım evet 😦 ama onun için gerçekten çalışmıyor olmam, yada öğrenci olmam yada tek işimin editörlük olması gerekiyor! Ama “D” hiçbir değil 🙂 biz de bu heyecanı 11-14 Eylül tarihleri arasında Zorlu PSM’de yaşamış olduk. Peki bizim podyumlarımız da kimlerin rüzgarı esti? İşte birkaç isim; Raşit Bağzıbağlı, DB Berdan, Bashaques Başak Cankeş, Meltem Özbek, Tuba Ergin (bu defile için zamanım çok uygundu ve LCV yaptırdım ancak listede adımı bulamadılar! İstanbul İletişim ne yazık ki iletişim yoksunu çıktı), T.A.G.G Gökay Gündoğdu, yeni markası CHA ile Çiğdem Akın, Mert Erkan, Brand Who v.s…MBFW.jpg

Sanırım bu haber bombardımanı bize bir süre yeter… ama en yakın zaman da yeniden buluşmak dileğiyle…

Beğenirseniz yıldızımı tıklamayı ve paylaşmayı unutmayın lütfen 🙂

Çoook sevgiler,

Aslı